DEĞERLİ SÖZLER
Cumartesi, Eylül 21, 2006 ·
|
Bazen bir tek söz, 'kendini uyanık sanan bir insanı' aniden uyandırıverir... Burada bir çoğu tek başına kitap gibi olan ve insana hacminden çok büyük şeyler anlatan bir dizi özdeyiş mevcut. Bunlar sadece benim seçtiklerim ve rastgeldiklerim.. Umarım buradaki sözler, sizin de zihninizi kışkırtmaya ve önceliklerinizi tekrar sıralamanıza vesile olur. Böyle sözlerle, hep beraber "uyanmak" dileğiyle, uyuduğunun farkına varabilmiş herkese... (?) işaretli sözlerin kimler tarafından söylendiğini bilmiyorum; eğer bilen var ise, bana da bildirmeleri halinde bu eksikleri düzeltebiliriz. Şimdiden teşekkürler... |
|
Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur. Kalabalıkların kafası çok, aklı yoktur. Hata değil, çare bulun... Boş bir çuval dik durmaz. Dünya büyük adamların düzeyinde yaşayamaz. İyi ağaç kolay yetişmez; rüzgar ne kadar kuvvetli eserse, ağaçlar da o kadar sağlam olur. İnat, iradenin eşekliğidir. Yaşamın ilginç yanlarından birisi de, en iyinin dışında bir şey kabul etmeyenlere genellikle en iyisini vermesidir. Zaman büyük bir öğretmendir; ne yazık ki bütün öğrencilerini öldürür. Günün parlak ışığında görebileceğimiz en uzak cisim güneştir, fakat gecenin karanlığında milyonlarca kat uzakta olan yıldızları görürüz. Özel dünyanızın karardığı gelecek seferde bunu hatırlayınız... Büyük adam, davası büyük olan adamdır Herkes gibi davranan, kendisi gibi davranamayana zorunlu olarak kızar. Çocuğuna küçük şeylerden zevk almasını öğreten, ona büyük bir servet bırakmış olur. Gerçekler öğrenilince, zannetmeler biter. Bir tartışmada mutlaka son sözü söylemek istiyorsanız, "kanımca siz haklısınız" demeye çalışınız. Başka birinin sizin kadar iyi yapabileceği bir şeyi bırakın o yapsın, siz yapmayın. Sen kendinle başa çıkamayınca, senin gibi aciz düşmana kim ehemmiyet verir? Cehalet her zaman kendisine hayran olmaya hazırdır. Anıta layık olanların ona ihtiyaçları yoktur. Biz bir öyküyü iki kez anlatmayı pek severiz, fakat onu bir kereden fazla dinlemeyi asla! Giysilerini kendilerinin en önemli yanı sayanlar genellikle giysilerinden daha değerli olamazlar. Cesaretin bittiği yerde esaret başlar Evlatlarınızı devriniz için değil, onların devirleri için yetiştiriniz. Yanlış anlayanlar tarafından söylenen bir doğrudan daha kötü hiç bir yalan yoktur. İşaretler, varılacak hedefi olanlar içindir. Yalan atla gider, gerçek yürür. Öğretmek, iki kere öğrenmek demektir. Aynı gökte uçarlar ama, kuzgunun dünyası başka, şahinin dünyası başkadır. Esaslı konular karşısında canının sıkılması, küçük kafaların özelliğidir. Bildiğini bilenin arkasından gidiniz, Çağları tanımak istiyorsanız, çağların alkışladıklarına bakın. Bir memleketin nasıl yönetildiğini anlamak mı istiyorsunuz; Bir milleti tutsak etmek isterseniz, onun müziğini çürütün. Doğruyu söylemek değil, anlatmak güçtür. Akıllı insanlara gülmek, delilerin ayrıcalığıdır. Basit düşünceli adam, yakınındaki her şeyi suçlamaktan zevk alır. Hiç bir vakit, öğüt verirken olduğumuz kadar cömert değilizdir. Başkalarının kusurlarını tartarken, parmağıyla terazinin kefesine bastırmayan insan pek enderdir. Akıllı adam yarışmaz. Bir memlekette ne kadar çok yasa ve nizam varsa, orada o kadar da çok hırsıza ve hayduta rastlanır. Yanlış yoldaki çıkışlar da iniştir. Hoşuna giden her şeyi söyleyen kimse, hoşuna gitmeyecek şeyler işitir. Kulaklarımızı da gözlerimi gibi istediğimiz zaman açıp kapayabilseydik, İman etmek, görünmeyene inanmaktır. Mükafatı ise görünmeyeni görmektir. Hayatımda hiç bir zaman bir ağaç kadar güzel bir şiir görmedim. 100 kelime ile ifade edilemeyen bir düşünceyi ne söylemeli ne de yazmalıdır. Eğer bir insan üniversiteden çıktıktan sonra, öğreneceği daha çok şey olduğunu öğrenebilmişse, yüksek öğrenim yapmanın bir zararı yoktur. Okumadığı bir kitabı illa da okudum diyenler varsa, o kitap bir başarıdır. Yarın göz açtırmayacak olanlar, bu gün göz yumduklarımızdır. Düşüncelerini değiştirmeyenler yalnızca delilerle ölülerdir. |
HASANKEYF'İN SOĞUK SULARINA AYAĞINIZI KOYARAK SERİNLEMEK DÜN
Perşembe, August 24, 2006 ·
YUNUS EĞİ
Yorum (7) Yorum yaz!HASANKEYF'TEN GÜZEL BİR POZ
Perşembe, August 24, 2006 ·
YUNUS EGİ
Yorum (1) Yorum yaz!
MATEMATİĞİN SIRLARI
Salı, August 15, 2006 ·
Matematiğin Sırları:
p (pi) Sayısı:
Kısaca bir dairenin çevresinin çapına oranı, p sayısını verir. İnsanoğlu, aslında çok önemli vazifeleri olan bu sayı üzerinde çok düşünmüştür. Yıllarca tam olarak bir değer bulamamakla beraber, gerçek değerine en yakın sonuçları kullanabilmek için çaba sarfetmişlerdir.
p' nin kronolojik gelişimine baktığımızda günümüzde dahi tam bir sonuç bulunamamıştır. Çeşitli formüller üretilmesine rağmen sadece her seferinde gerçek değere biraz daha yaklaşılmıştır.
Arşimet 3.1/7 ile 3.10/71 arasında bir sayı olarak hesapladı. Mısırlılar 3.1605, Babilliler 3.1/8, Batlamyus 3.14166 olarak kullandı. İtalyan Lazzarini 3.1415929, Fibonacci ise 3.141818 ile işlem yapıyordu. 18.yyda 140, 19yyda 500 basamağa kadar hesaplandı. İlk bilgisayarlarla 2035 basamağı hesaplanırken günümüzde milyonlarca basamağa kadar çıkılıyor. İşin ilginç tarafı, hâlâ tam bir sonuç yok. Herhangi bir yerinde devir olsa iş yine kolaylaşacak. Ama henüz öyle bir şeye de rastlanmadı. Şu anda bilinen değerden birkaç basamak:
p=3,14159265358979323846264338327950288419716939937510582097494459230781640
628620899862803482534211706798214808651328230664709384460955058223172535940
81284811174502841027.....
İlginç Sayılar(1):
3² + 4² = 5²
10² + 11² + 12² = 13² + 14²
21² + 22² + 23² + 24² = 25² + 26² + 27²
36² + 37² + 38² + 39² + 40² = 41² + 42² + 43² + 44²
.
.
.
Fermat'ın Son Teoremi:
Mesleği Avukatlık olan Fermat, arada bir matematikle de ilgilenirdi. Ama ne ilgilenmek. Aşağıdaki teorem, onun eseri. 1665 yılında 64 yaşında ölen Fermat'ın aşağıdaki teoremi, hâlâ ispatlanamadı. Bu problem üzerinde yıllarca çalışan ünlü alman matematikçi Wolfskehl, 1908 yılında öldüğünde, vasiyet olarak 100bin mark bıraktı. Hem de bu problemi yüzyıl içinde çözecek ilk kişiye verilmek üzere!
Teorem şöyle:
n>2 ve a, b ve c tamsayı olmak üzere
an + bn= cn çözümü olmadığını ispatlayın.
Fermat bu teoremi yazarken kullandığı kağıdın altında çok az yer kaldığı için cevabı yazamadığını, halbuki çok güzel bir ispatı olduğunu yazmıştır. (Belki Fermat ta cevabı bilmiyordu:))
Bir hatırlatma: Eğer rastgele n=54179653 sayısını formüle uygulayıp eşitliği sağlamadığını göstermediyseniz, bu sayının hâlâ doğru olma şansı var demektir.
İlginç Sayılar(2):
Üç basamaklı herhangi bir sayıyı iki kere yanyana yazarak elde ettiğimiz yeni sayı, kesinlikle 7, 11, 13, 77, 91, 143, 1001 sayılarına kalansız olarak bölünür(neden?).
Örnek: 831831
831831 / 7 = 118833
831831 / 11 = 75621
831831 / 13 = 63987
831831 / 77 = 10803
831831 / 91 = 9141
831831 / 143 = 5817
831831 / 1001 = 831
Sihirli Kareler:
3 x 3: Birbirini yatay, dikey ve çapraz takip eden üç karenin toplamı, 15.
|
8 |
1 |
6 |
|
3 |
5 |
7 |
|
4 |
9 |
2 |
4 x 4: Birbirini yatay, dikey ve çapraz takip eden dört karenin toplamı, 34.
|
16 |
2 |
3 |
13 |
|
5 |
11 |
10 |
8 |
|
9 |
7 |
6 |
12 |
|
4 |
14 |
15 |
1 |
5 x 5: Birbirini yatay, dikey ve çapraz takip eden beş karenin toplamı, 65.
|
3 |
16 |
9 |
22 |
15 |
|
20 |
8 |
21 |
14 |
2 |
|
7 |
25 |
13 |
1 |
19 |
|
24 |
12 |
5 |
18 |
6 |
|
11 |
4 |
17 |
10 |
23 |
İlginç Sayılar(3):
1 x 8 + 1 = 9
12 x 8 + 2 = 98
123 x 8 + 3 = 987
1234 x 8 + 4 = 9876
12345 x 8 + 5 = 98765
123456 x 8 + 6 = 987654
1234567 x 8 + 7 = 9876543
12345678 x 8 + 8 = 98765432
123456789 x 8 + 9 = 987654321
Teorem:
Bütün kare sayılar, 1'den başlamak üzere sırasıyla tek tamsayıların toplamı olarak yazılabilir.
Örnekler:
5²=25
1 + 3 + 5 + 7 + 9 = 25
11² = 121
1 + 3 + 5 + 7 + 9 + 11 + 13 + 15 + 17 + 19 + 21 = 121
Üçgen Sayılar:
1'den başlamak üzere kendisinden önceki tüm sayıların toplamına karşılık gelen sayıların dizisidir.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, ... pozitif doğal sayılar ise, üçgen sayılar:
1, 3(1+2), 6(1+2+3), 10(1+2+3+4), 15(1+2+3+4+5),... üçgen sayılardır. Yani:
1, 3, 6, 10, 15, 21, 28, 36, 45, 55...
Pascal Üçgeni:
Pascal üçgeni, şekilde de görüldüğü gibi kenarlarda "1" olmak üzere her sayı, üstündeki iki sayının toplamı olarak yazılacak şekilde oluşturulur.
Pascal üçgeninin bazı özellikleri:
- Kenarlar "1"den oluşur
- ikinci(kırmızı) sıra, pozitif tamsayılar serisidir.
- Üçüncü(mavi) sıra, üçgen sayılardır. (1, 3, 6, 10 15,...)
- Aynı yöndeki sayıların(sarı) toplamı, seçtiğimiz son sayının ters yönündeki sayıya eşittir.
(Örnek: 1+2+3+4+5+6+7=28, 1+4+10+20+35=70 gibi)- Her sıradaki sayıların toplamı, 'sıfır'dan başlamak üzere "2"nin üslerini verir. 20, 21, 22, 23 ,24 ,...
(Örnek: 5. sıradaki sayıların toplamı, 1+4+6+4+1=16=24 )- Her sıra, yine 'sıfır'dan başlamak üzere kendi derecesinden bir polinomun katsayılarını verir.
( Örnek: (a+b)3=1a3+3ab2+3a2b+1b3)
Teorem:
Bütün sayılar 2'nin üsleri toplamı (tekrarsız) olarak yazılabilir.
Örnekler:
12 = 23 + 22
12 = 8 + 445 = 25 + 23 + 22 + 20
45 = 32 + 8 + 4 + 1
İlginç Sayılar(4):
12 x 42 = 21 x 24
23 x 96 = 32 x 69
24 x 84 = 42 x 48
13 x 62 = 31 x 26
46 x 96 = 64 x 69
Fibonacci Dizisi:
1'den başlamak üzere kendisinden önceki iki sayının toplamına karşılık gelen sayıların dizisidir.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, ...ise, fibonacci dizisi:
1, 1(0+1), 2(1+1), 3(1+2), 5(2+3), 8(3+5), 13(5+8),... yani:
1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55...
Fibonacci dizisinin kullanıldığı pekçok yerden biri de "Şekil Paradoksları"ndaki üçgenli ve kareli sorulardır.
İlginç Sayılar(5):
3 x 37 = 111
6 x 37 = 222
9 x 37 = 333
12 x 37= 444
15 x 37 = 555
18 x 37 = 666
21 x 37 = 777
24 x 37 = 888
27 x 37 = 999
e Sayısı:
1 + (1/1!) + (1/2!) + (1/3!) + (1/4!) + ... + (1/n!) serisinin toplamı "e" sayısını verir. Yaklaşık değeri:
e = 2.71828182...dir. (e sabit sayısının kullanıldığı yerler ayrıca anlatılacaktır)
(Sonsuz):
¥, sadece matematikçilerin değil, düşünen herkesin ilgisini ve merakını çekmiştir. ¥'u sayı olarak düşünürsek; aklımızı zorlayıp "en büyük sayı"ya ulaştığımızı kabul edelim. O sayının mutlaka 1 fazlası olacağından yeni sayılar elde ederiz.
Meselâ sayı doğrusunda 0 ile 1 arasında sonsuz adet reel sayı vardır. 0 ile 10 arasında da sonsuz adet sayı olduğuna göre bu iki sonsuz da birbirine eşit olamaz. Bu yüzden matematikte "¥/¥" ifadesi tanımsızdır. Aynı şekilde 1¥ ifadesi de henüz tanımlanamamıştır. Hâlbuki 1'in tüm üsleri 1' eşit olmalıdır.
Kâinatta kaç adet "atom" olduğu sorulsa kaç derdiniz? Herhalde aklınıza gelebilecek en büyük sayıyı söylersiniz. Sizce 1073 nasıl bir sayı? Büyük bir ihtimalle sizin tahmininizden küçük. Ama tüm kâinattaki gezegenlerin, yıldızların, asteroidlerin ... atom sayısı işte bu kadar. (Araştırmalar sonucundaki tahmini sayı).
Kâinatın sonu neresi? Herhalde kâinat da bir yerde bulunuyor. Ayrıca genişlediği (şişen bir balon gibi) ilmî bir gerçek. Nerede, neyin içinde, nereleri kaplayarak genişliyor? Bundan sonrası ancak tahmin edilebilir. Şimdilik bunlar sır.
Şimdi ¥'un ne kadar büyük olduğu daha iyi anlaşılıyor (veya anlaşılamıyor:)) değil mi?
İlginç Sayılar(6):
(0 x 9) + 8 = 8
(9 x 9) + 7 = 88
(98 x 9) + 6 = 888
(987 x 9) + 5 = 8888
(9876 x 9) + 4 = 88888
(98765 x 9) + 3 = 888888
(987654 x 9) + 2 = 8888888
(9876543 x 9) + 1 = 88888888
(98765432 x 9) + 0 = 888888888
(987654321 x 9) - 1 = 8888888888
devam edecek...
Yorum (1) Yorum yaz!BU PARADOXLAR HERKES İÇİN
Perşembe, Haziran 20, 2006 ·
PARADOKSLAR
ŞEKİL PARADOKSLARI
Yorum (1) Yorum yaz!ÖNEMLİ BULUŞLAR VE TARİHLERİ
Salı, Haziran 11, 2006 ·
| 1280 | İlk gözlük İtalya'da yapıldı. |
| 1450 | Johannes Gutenberg'in baskı makineleri kitap üretiminde çığır açtı. Bunun sonucunda yeni icatlar hakkındaki bilgilerin yayılması hızlandı. |
| 1453 | Copernicus, gezegenlerin Dünyanın etrafında değil, Güneş'in etrafında döndüğünü ortaya atan kuramını yayımladı. |
| 1592 | Galileo, cisimleri 30 kez büyüten bir teleskop yaptı. |
| 1614 | İskoçyalı matematikçi John Napier logaritma cetvelini icat etti. |
| 1618 | Johannes Kepler, gezegenlerin Güneş'in çevresinde çizdikleri elips biçimindeki yörüngeleri betimleyen yasaları yayımlar. |
| 1622 | Blaise Pascal, babasının vergi hesaplarında kullanması için bir toplama makinesi icat etti. |
| 1643 | Evangelista Torricelli, hava basıncını ölçmek için şimdi civalı barometre denilen cihazı icat etti. |
| 1656 | Christian Huygens, Galileo'nun fikirlerine dayanan hassas bir sarkaçlı saat tasarladı. |
| 1668 | Isaac Newton ilk aynalı teleskopu yaptı. |
| 1682 | Edmond Halley, daha sonra kendi adıyla anılacak bir kuyrukluyıldızın yörüngesini çizip betimledi. |
| 1687 | Newton'un, evrensel çekim yasalarını formülleştirdiği Principia başlıklı kitabının yayımladı. |
| 1690 | Edmund Halley, dalış makinelerine hava pompalayacak bir yöntem geliştirdi. |
| 1698 Thomas Savery'nin yaptığı ilk buhar makinesi, su altında kalan madenlerdeki suyu dışarı pompalamada kullanıldı. | |
| 1733 | İngiliz bir dokumacı tarafından icat edilen "uçan mekik" adındaki alet bir kişinin bir günde üretebileceği kumaş miktarını ikiye katladı. |
| 1752 | Benjamin Franklin, yıldırımın elektrikten kaynaklandığını gösterdi. |
| 1783 | Marquis de Jouffroy d'Abbans ilk buharlı gemiyi yüzdürdü. |
| 1783 | Montgolfier Kardeşler bir sıcak hava balonunu başarıyla uçurdu. |
| 1789 | Lavoisier'nin, 33 elementi sıraladığı ve bu elementlerin adlandırılması ile ilgili modern sistemi sunduğu "Kimyasal Adlandırma Yöntemi" yayımlandı. |
| 1796 | Edward Jenner, bir çocuğu çiçek hastalığına karşı aşıladı. |
| 1799 | Alessandro Volta, ilk elektrik bataryasını yaptı. |
| 1801 | İlk denizaltılardan olan Nautilus ilk yolculuğunu tamamladı. |
| 1804 | Richard Trevithick raylar üzerinde giden ilk buharlı lokomotifi yaptı. |
| 1814 | Friedrich König elle çalışan matbaadan çok daha hızlı olan buharlı matbaayı geliştirdi. |
| 1819 | Augustus Siebe basınçlı bir dalgıç elbisesi tasarlayarak insanların daha derinlere dalabilmesini sağladı. |
| 1820 | Hans Oersted, elektrik akımının pusulanın iğnesi üzerinde manyetik etki yarattığını gösterdi. |
| 1821 | Charles Babbage, karmaşık matematiksel tabloları otomatik olarak hesaplamak için tasarladığı "fark makinesi" nin üzerinde çalışmaya başladı. |
| 1826 | Fransız fizikçi Joseph Niepce tarihteki ilk fotoğrafı çekti. |
| 1829 | George Stephenson, en iyi buharlı lokomotif tasarlama ve yapma yarışmasını kazandı. Rocket adlı bir lokomotif üretti. |
| 1830 | İlk dikiş makinesi Fransız terzi Barthelemy Thimonnier tarafından tasarlandı. |
| 1836 | Samuel Colt, yaptığı hızlı ateş eden tabanca "altıpatlar" ın patentini aldı. |
| 1837 | Isambard Kingdom Brunel, ilk kıtalararası buharlı gemiyi yüzdürdü. |
| 1837 | İki İngiliz mucit William Cooke ve Charles Wheatstone ilk elektrikli telgraf makinesini yaptı. |
| 1838 | Samuel Morse kendi geliştirdiği Morse alfabesini ilan etti. |
| 1839 | Louis Daguerre vesikalık fotoğraflarda çok tutulan daguerrotype fotoğraf tekniğini icat etti. |
| 1841 | Michael Faraday, hareketli bir mıknatıstan elektrik akımı elde etti. |
| 1843 | Samuel Morse, telgraf mesajlarında kullanılmak üzere nokta ve çizgilerden oluşan ünlü mors alfabesini icat etti. |
| 1846 | Amerikalı bir dişçi bir çene ameliyatında acıyı hissettirmemek için eter kullandı. |
| 1848 | İlk yürüyen merdiven, New York'ta turist çekmek için kuruldu. |
| 1849 | Çengelli iğne icat edildi. |
| 1857 | New York'ta bir dükkân asansörü olan ilk bina oldu. |
| 1860 | Belçikalı Etienne Lenoir ilk içten yanmalı motoru yaptı. |
| 1863 | İlk metro (yeraltı demiryolu) hattı Londra'da işletmeye açıldı. |
| 1868 | Gregor Mendel, bezelye bitkileriyle yaptığı, modern genetik kuramının temellerini oluşturan araştırmalarını bitirdi. |
| 1868 | Bir gazetenin yazı işleri müdürü olan Christopher Sholes ilk kullanışlı daktiloyu yaptı. |
| 1872 | Fotoğrafçı Eadweard Muybridge ilk ardışık fotoğraflar dizisini çekti. |
| 1876 | Alexander Graham Bell ilk telefon konuşmasını yaptı. |
| 1877 | Edison fonografı icat etti. |
| 1878 | Joseph Swan elektrik ampulünü icat etti. |
| 1879 | Ernst von Siemens elektrik döşenmiş bir hat üzerinde giden ilk elektrikli treni sergiledi. |
| 1881 | Emile Berliner, yassı plaklar kullanan ilk gramofonu yaptı. |
| 1885 | Louis Pasteur, bir dizi aşı yaparak, kuduz bir köpek tarafından ısırılmış bir çocuğun yaşamını kurtardı. |
| 1885 | Fizikçi Heinrich Hertz elektromanyetik dalgaların varlığını gösterdi. |
| 1885 | Avusturyalı kimyacı Carl Auer, muma göre daha kullanışlı ve güvenli olan bir havagazı lambası icat etti. |
| 1886 | Linotip adlı makine, gazetelerin ve kitapların daha hızlı hazırlanmasını sağladı. |
| 1888 | George Eastman, Kodak no.l adlı fotoğraf makinesini üretti ve müşterilerinin filmlerini banyo etti. |
| 1889 | Edison'un yardımcısı Charles Batchelor sinema filmlerinin seslendirilmesi üzerine deneyler yaptı. |
| 1890 | Daimler motor şirketi, dört tekerlekli ve akaryakıtla çalışan otomobil üretimine başladı. |
| 1890 | Herman Hollerith'in icat ettiği elektrikli sayma makinesi sayesinde Amerika'da nüfus sayımı işlemi çok hızlı bir şekilde sonuçlandırıldı. |
| 1895 | Paris'te Lumiere Kardeşler 10 hareketli filmden oluşan bir gösteri yaptı. |
| 1895 | Wilhelm Röntgen, X-ışınlarını buldu. |
| 1898 | Valdemar Poulson, modern teybin öncüsü olan bir cihaz yaptı. |
| 1901 | İlk radyo transistörünü Marconi geliştirdi. |
| 1902 | İtalyan Guglielmo Marconi, Manş Denizi üzerinden radyo dalgalarıyla mesaj iletmeyi başardı. |
| 1903 | Amerikalı Wright Kardeşler ilk motorlu uçağın uçuşunu gerçekleştirdi. |
| 1903 | Henry Ford, yeni araba fabrikasıyla seri üretim tekniğini getirdi. |
| 1903 | Willem Einthoven, kalbin işleyişini kaydeden elektrokardiyografi cihazını icat etti. |
| 1904 | John Fleming'in geliştirdiği cam diyotlar radyo cihazlarının vazgeçilmez parçası oldu. |
| 1908 | Adını mucidinin adından alan Geiger sayacı radyasyonu saptamak ve ölçmek için kullanılmaya başlandı. |
| 1910 | Fransız Henri Fabre, tekerlekleri olmayan ve su üzerinde seyredebilen bir uçak geliştirerek ilk deniz uçağını icat etti. |
| 1911 | Marie Curie, radyoaktiflik konusunda kendi başına yaptığı çalışmalardan dolayı Nobel Ödülü aldı; böylece de bu ödülü iki kez alan ilk kişi oldu. |
| 1911 | Ernest Rutherford, atomun merkezinde bir çekirdek olduğunu gösterdi. |
| 1919 | Einstein, "Genel Görelilik" konusundaki yazısını yayımladı. |
| 1921 | Philip Drinker, hastaların solunum yapmasına yardım etmek için "demir ciğer"i icat etti. |
| 1922 | İlk mikrofilm tanıtıldı. |
| 1926 | John Logie Baird ilk televizyon görüntüsünü başarıyla iletti. |
| 1926 | Robert Goddard ilk sıvı yakıtlı roketi fırlattı. |
| 1926 | ABD'li Profesör Robert Hutchinson Goddard ilk sıvı yakıtlı roketi geliştirdi. Gaz ve sıvı oksijenle işleyen roket, 12,5 metre yüksekliğe çıktı ve 56 metre yol aldı. |
| 1928 | Bugün penisilin dediğimiz bir oluşumun bakterileri öldürmesi Alexander Fleming'in dikkatini çekti. |
| 1933 | İki Alman bilim adamı Max Kroll ve Ernst Ruska elektron mikroskobunu yaptı. |
| 1935 | Alman şirketi AEG, sesi kaydetmek için plastik manyetik teyp bandını geliştirdi. |
| 1938 | Macar mucit Lazlo Biro, bıro da denilen bilye uçlu tükenmez kalemi icat etti. |
| 1938 | Amerikalı Chester Carlson ilk fotokopi makinesini icat etti. |
| 1939 | İgor Sikorsky adlı bir Rus mühendis tarafından ilk helikopter yapıldı. |
| 1940 | İlk elektronlu mikroskop Philedelphia'da tanıtıldı. |
| 1942 | Wernher von Braun, Almanya'nın ilk uzun menzilli füzesi olan V-2'yi fırlattı. |
| 1942 | Enrico Fermi, ABD'nin Chicago kentinde, nükleer enerjinin denetim altına alınabildiği bir nükleer reaktör yaptı. |
| 1943 | Jacques-Yves Cousteau ve Emile Gagnan, ilk dalış tüpünü tasarladılar. |
| 1945 | Amerikalı mucit Percy Spencer, ilk mikrodalga fırını tasarlayarak patentini aldı. |
| 1946 | John Mauchy ve John Eckert'in geliştirdiği, Amerika'nın ilk elektronik bilgisayarı ENIAC halka gösterildi. |
| 1947 | Edwin Land bir dakikadan az bir sürede siyah beyaz fotoğraf çıkaran polaroid makineyi icat etti. |
| 1953 | Francis Crick ile James Watson DNA molekülünün yapısını keşfetti. |
| 1957 | Sovyetler Birliği tarafından Dünyanın çevresinde dönen insan yapımı ilk cisim Sputnik I fırlatıldı. |
| 1960 | Theodore Maiman ilk lazeri yaptı. |
| 1962 | Telefon konuşmalarının yanında canlı televizyon görüntülerini de ileten Telstar adlı uydusu fırlatıldı. |
| 1977 | Dünyanın tekrar kullanılabilen ilk uzay gemisi olan Uzay Mekiği, ABD tarafından fırlatıldı. |
| 1982 | Philips ve Sony şirketleri kompakt diski çıkardı. |
| 1987 | İlk sayısal ses bantları (DAT) üretildi. |
| 1990 | Yüksek netlikte televizyon (HDTV) yayını ilk kez yapıldı. |
RÜYA TABIRLERI
Pazar, Mayıse 18, 2006 ·
![]() |
| A - B - C - Ç - D - E - F - G - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - P - R - S - Ş - T - U - Ü - V - Y - Z | mavifm.com|net |
|
THALES
Pazar, Mayıse 18, 2006 ·
Bilimsel düşüncenin göreli olarak en arınmış biçimiyle ilkin Miletli Thales’de ortaya çıktığını görüyoruz. Thales, dar anlamıyla felsefe tarihinin başında bulunan düşünürdür. Onun için Yunan felsefesi- dolayısıyla da bu felsefeye dayanan Batı kültür çevresinin felsefesi – Thales ile başlatılır. Nitekim Aristoteles de, Metafizik’indeki sözü geçen felsefe tarihi taslağında,ilk filozof olarak Thales’i ele alır.
Thales’in hayatı ve felsefesi üzerine bildiklerimiz hem az hem de pek güvenilir değil.Thebai’den İonia’ya gelmiş bir ailedenmiş. Ünlü Atinalı kanun koyucu Solon ile Lidya Kralı Kroisos’un çağdaşı.Aşağı- yukarı 625- 545 yılları arasında yaşamış olduğu sanılıyor.585 yılındaki güneş tutulmasını önceden hesaplayıp haber vermiş.Mısır’da bulunduğu söyleniyorsa da, pek belli değil.Yalnız Mısırlıların geometrisinden çok şey bildiği anlaşılıyor.Aristoteles’ten öğreniyoruz ki, Thales suyu,sıvı olanı, arkhe, yani her şeyin başı, kökü, ilkesi sayıyormuş.Onun felsefesinin özü bu imiş. Her şey sudan türer, yine suya döner.Düz bir tepsi gibi olan yer de su üstünde, sonsuz Okeanos’ta yüzer.
Thales’in öğretisi, kolayca görülebileceği gibi, mythos ile büsbütün ilgisiz değil.Örneğin burada Okeanos sözü geçiyor. Yunan mitolojisinde Okeanos (Okyanus)tanrılar ile insanların babasıdır.Sonra Thales suya “tanrısal” diyormuş. Bu damythos’un etkisini göstermektedir. Öğretisine mythos böylesine karıştığına göre, Thales’e neden “felsefenin babası” deniyor? Onu “felsefenin babası”yapan, doğu görüşünü deneylere ve bu deneyleri düşünce ile işlemeye dayatmak istemesi, buna girişmesidir.
Doğayı açıklamak için girişilen en eski denemelere – soyut olarak dile getirilmemiş olsa bile- belli bir düşünce kılavuzluk etmektedir; bu da: “ Hiç’ten hiçbir şey meydana gelmez” düşüncesidir (Aristoteles, bunu haklı olarak belirtiyor) Bundan dolayı kendisi meydana gelmemiş ve yok olmayacak olan bir varlığı her şeyin ilknedeni olarak kabul etmek gerekiyordu. Meydana gelmemiş ve yok olmayacak olan varlık da, kendi kendisiyle özdeş kalan, kalıcı olan bir ana maddedir,arkhe’dir. Thales’in göz önünde bulundurduğu da maddi bir varlık olan su’dur.Suya anamadde (arkhe) deniyor, her şey kendisinden oluştuğu için. Her şey sudan, bu anamaddeden çıktığı için de, ondan kurulmuştur.
EFLATUN VE ARİSTOTALES
Çarşamba, Mayıse 7, 2006 ·
Hayatı: Platon yaklaşık M.Ö. 427'de Atina'da doğdu, M.Ö. 347'de yine burada öldü. Anne tarafından bir meclis üyesi ve aristokrat olan Solon 'un akrabasıydı. Aile geleneğini takiben Platon başlangıçta siyasete atılmayı planlıyordu. Fakat işler yolunda gitmedi. Atina demokrasisi Sparta'ya karşı savaşı kaybetmiş ve "Otuz Tiranlar" idareyi ele geçirmişti. (Daha sonra yerlerine temsili bir hükümet getirildi-M.Ö. 399'da Sokrates'i idama mahkum eden bu hükümet, Platon'u Atina siyaseti ve suistimallerinden bıktırdı). Bunun yerine siyasetin yeniden inşasına ilgi duymaya başladı. Platon, siyasî gerilemenin bir parçası olarak gördüğü Sofistlerin relativizmini, Sokrates'in girişimini sürdürerek, teorik olarak çürütmeye çalıştı. Sağlıklı bir siyasal sistemin inşa edilebilmesi için gerekli ilkeleri kurmaya karar vererek ideal devleti açıkladı. Sonuçta Platon günlük siyasetten siyasetin ne olduğuna ve ne olması gerektiğine dair tefekküre geçiş yaptı.
Platon siyasî fikirlerini hayata geçirebilmeyi üç defa denedi. Bu girişimleri Sicilya'daki Syracuse tiranı I. Dionysius ve daha sonra oğlu II. Dionysius ile karşılaşmasından sonra gerçekleştirdi. Bu girişimlerin her biri bir fiyaskoydu; bir keresinde Atina'ya, eve, tek parça halinde gelememesine ramak kalmıştı. Daha sonra Güney İtalya'ya seyahat etti. Burada, üzerinde etki bırakmış gibi görünen Pythagorasçılarla karşılaştı. Platon ve Pythagorasçıların paylaştığı en önemli ortak özelliklerden bazıları şunlardır:
1- Her şeyin özü olarak matematik görüşü
2- Düalist bir evren görüşü gerçek olan (idealar) ve gölgelerin görünen dünyası
3- Ruhun ölümsüzlüğü ve göçü
4- Teorik bilime olan ilgi
5- Dinî mistisizm ve çileci (ascetic) ahlak
M.Ö 388 civarında Platon, Atina'da bir okul kurdu, Akademi. Okula bu isim i zira yan Tanrı Academus'un adı yazılı bir mezarın üzerine kurulmuştu, Atina'daki Akademi sadece felsefe dersi değil; aynı zamanda geometri, coğrafya, zooloji ve botanik dersi de veriyordu. Ayrıca siyasal eğitim merkeziydi. Günlük jimnastik egzersizleri de vardı. Öğretim, sunuş ve tartışmalara dayanıyordu. Akademi Justinian tarafından kapatıldığında M.S. 529'a kadar 900 yıldan fazla ayaktaydı. Sokrates öncesi filozoflardan, günümüze sadece fragmanlar kalmış olmasına rağmen; Plüton'un elimizde yaklaşık 30 daha kısa ya da uzun diyalogları ve bazı mektupları bulunuyor. Ayrıca Platon hakkında özellikle Aristo'nun şerhi olmak üzere ikinci el kaynaklar vardır. Platon'un ne düşündüğünü bulmanın zorluğu elimizdeki kaynakların eksikliğinden değil diyalogların yazılma tarzından kaynaklanıyor Platon'un kendisi diyaloglarda nadiren görünür ve diyaloglar nihai tez ve bakış açıları sunmaz. Ayrıca, Platon'un görüşlerinin yazarlığı esnasında değişme olasılığı var. Platon'un çalışmalarını üç döneme ayırıyoruz:
1- Erken, "Sokratesvârî" diyaloglar
2- "Devlet" dahil olmak üzere, olgunluğundaki diyaloglar
3- "Yasalar" dahil olmak üzere, sonraki diyaloglar.
Platon, neyi söylemek zorunda olduğunu iletmenin güçlükleri üzerine şöyle bir yorum yapıyor: "Felsefe, bilginin diğer dalları gibi tek taraflı aktarımı kabul etmez; fakat, konunun kendisi hakkında çokça konuşmanın ve beraber yaşanan bir hayatın ardından, birdenbire kişinin ruhunda bir ışık yanar". "Kalbindekini, sıradan okuyucunun kolaylıkla kavrayabileceğine inanmaz. Felsefeye vakıf olmaya giden yol uzun ve sancılıdır. Zaman alır ve çalışmayı gerektirir. Hakikati arayan diğerleriyle arkadaşlık ve tartışmayı gerektirir. Fakat eğitimsel anlamda bilgi edindiğimize göre o zaman dahi otomatik olarak hakikate ulaşmış olmayacağız. Hakikatin ne zaman geleceği belli değildir; tıpkı ruhtaki birdenbire aydınlanan ışık gibi gelir". Platon 'un sözlerini ciddiye alacak olursak, problemlere yaklaşma biçimimizi etkileyecektir, vukufiyet ve bilgeliğe dair ilerleme umudumuzu etkileyecektir. Sonuç olarak, takip eden sayfalardaki pedagojik basitleştirmeler, fazlasıyla (sanki Platon'un değilmiş gibi) duruyor! Fakat böylesi basitleştirmeler, kişinin bilgelik yolunda ilk adımını atmasına yeterli olacak belli miktarda yardımı sağlamalıdır. Platon'a göre bu yol, sabır ve sıkı çalışma gerektirir ve asla bitmez; hayatımızın ta kendisidir. Bulduğumuz hakikat, bizimle beraber yürümeyenlerle Paylaşılamaz. Kişi yolu yürümedikçe, hakikat erişilemezdir.
Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::



