Bazen bir tek söz, 'kendini uyanık sanan bir insanı' aniden uyandırıverir...
Burada bir çoğu tek başına kitap gibi olan ve insana hacminden çok büyük şeyler anlatan bir dizi özdeyiş mevcut. Bunlar sadece benim seçtiklerim ve rastgeldiklerim.. Umarım buradaki sözler, sizin de zihninizi kışkırtmaya ve önceliklerinizi tekrar sıralamanıza vesile olur.
Böyle sözlerle, hep beraber "uyanmak" dileğiyle, uyuduğunun farkına varabilmiş herkese...
(?) işaretli sözlerin kimler tarafından söylendiğini bilmiyorum; eğer bilen var ise, bana da bildirmeleri halinde bu eksikleri düzeltebiliriz. Şimdiden teşekkürler...
Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur. (N. F. Kısakürek)
Kalabalıkların kafası çok, aklı yoktur. (?)
Hata değil, çare bulun... (Henry Ford)
Boş bir çuval dik durmaz. (Benjamin Franklin)
Dünya büyük adamların düzeyinde yaşayamaz. (George Frazer)
İyi ağaç kolay yetişmez; rüzgar ne kadar kuvvetli eserse, ağaçlar da o kadar sağlam olur. (J. Willard Marriot)
İnat, iradenin eşekliğidir. (?)
Yaşamın ilginç yanlarından birisi de, en iyinin dışında bir şey kabul etmeyenlere genellikle en iyisini vermesidir. (W. Somerst Maugham)
Zaman büyük bir öğretmendir; ne yazık ki bütün öğrencilerini öldürür. (Curt Goetz)
Günün parlak ışığında görebileceğimiz en uzak cisim güneştir, fakat gecenin karanlığında milyonlarca kat uzakta olan yıldızları görürüz. Özel dünyanızın karardığı gelecek seferde bunu hatırlayınız... (Good Reading Dergisi)
Büyük adam, davası büyük olan adamdır (Bekir Berk)
Herkes gibi davranan, kendisi gibi davranamayana zorunlu olarak kızar. (Andre Gide)
Çocuğuna küçük şeylerden zevk almasını öğreten, ona büyük bir servet bırakmış olur. (Atienne Gilson)
Bir memleketin nasıl yönetildiğini anlamak mı istiyorsunuz; Onun müziğine kulak veriniz. Nerede güzel eserlerden oluşmuş uyum vardır, orada adalet ve erdem hüküm sürer. (Konfüçyus)
Bir milleti tutsak etmek isterseniz, onun müziğini çürütün. (Konfüçyus)
Doğruyu söylemek değil, anlatmak güçtür. (?)
Akıllı insanlara gülmek, delilerin ayrıcalığıdır. (Jean de La Bruyere)
Basit düşünceli adam, yakınındaki her şeyi suçlamaktan zevk alır. (La Rochefacuald)
Hiç bir vakit, öğüt verirken olduğumuz kadar cömert değilizdir. (La Rochefacuald)
Başkalarının kusurlarını tartarken, parmağıyla terazinin kefesine bastırmayan insan pek enderdir. (Baron Langenfauld)
Akıllı adam yarışmaz. Böylece kimse de onunla yarışmaz. (Lao-Tse)
Bir memlekette ne kadar çok yasa ve nizam varsa, orada o kadar da çok hırsıza ve hayduta rastlanır. (Lao-Tse)
Yanlış yoldaki çıkışlar da iniştir. (Orhan Yalçın)
Hoşuna giden her şeyi söyleyen kimse, hoşuna gitmeyecek şeyler işitir. (Leonard Louis Levinson)
Kulaklarımızı da gözlerimi gibi istediğimiz zaman açıp kapayabilseydik, bu ne büyük bir rahmet olacaktı! (G.C. Lichtenberg)
İman etmek, görünmeyene inanmaktır. Mükafatı ise görünmeyeni görmektir. (St. Augustine)
Hayatımda hiç bir zaman bir ağaç kadar güzel bir şiir görmedim. Şiirleri yazan benim gibi çılgınlardır. Fakat ağaçları yapan Tanrı'dır. (W. Longfellow)
100 kelime ile ifade edilemeyen bir düşünceyi ne söylemeli ne de yazmalıdır. (W. Longfellow)
Eğer bir insan üniversiteden çıktıktan sonra, öğreneceği daha çok şey olduğunu öğrenebilmişse, yüksek öğrenim yapmanın bir zararı yoktur. (W. Longfellow)
Okumadığı bir kitabı illa da okudum diyenler varsa, o kitap bir başarıdır. (Los Angeles Times Gazetesinden)
Yarın göz açtırmayacak olanlar, bu gün göz yumduklarımızdır. (Ş.)
Düşüncelerini değiştirmeyenler yalnızca delilerle ölülerdir. (T. Lowell)
Kısaca bir dairenin çevresinin çapına oranı, p sayısını verir. İnsanoğlu, aslında çok önemli vazifeleri olan bu sayı üzerinde çok düşünmüştür. Yıllarca tam olarak bir değer bulamamakla beraber, gerçek değerine en yakın sonuçları kullanabilmek için çaba sarfetmişlerdir.
p' nin kronolojik gelişimine baktığımızda günümüzde dahi tam bir sonuç bulunamamıştır. Çeşitli formüller üretilmesine rağmen sadece her seferinde gerçek değere biraz daha yaklaşılmıştır.
Arşimet 3.1/7 ile 3.10/71 arasında bir sayı olarak hesapladı. Mısırlılar 3.1605, Babilliler 3.1/8, Batlamyus 3.14166 olarak kullandı. İtalyan Lazzarini 3.1415929, Fibonacci ise 3.141818 ile işlem yapıyordu. 18.yyda 140, 19yyda 500 basamağa kadar hesaplandı. İlk bilgisayarlarla 2035 basamağı hesaplanırken günümüzde milyonlarca basamağa kadar çıkılıyor. İşin ilginç tarafı, hâlâ tam bir sonuç yok. Herhangi bir yerinde devir olsa iş yine kolaylaşacak. Ama henüz öyle bir şeye de rastlanmadı. Şu anda bilinen değerden birkaç basamak:
Mesleği Avukatlık olan Fermat, arada bir matematikle de ilgilenirdi. Ama ne ilgilenmek. Aşağıdaki teorem, onun eseri. 1665 yılında 64 yaşında ölen Fermat'ın aşağıdaki teoremi, hâlâ ispatlanamadı. Bu problem üzerinde yıllarca çalışan ünlü alman matematikçi Wolfskehl, 1908 yılında öldüğünde, vasiyet olarak 100bin mark bıraktı. Hem de bu problemi yüzyıl içinde çözecek ilk kişiye verilmek üzere!
Teorem şöyle:
n>2 ve a, b ve c tamsayı olmak üzere
an + bn= cnçözümü olmadığını ispatlayın.
Fermat bu teoremi yazarken kullandığı kağıdın altında çok az yer kaldığı için cevabı yazamadığını, halbuki çok güzel bir ispatı olduğunu yazmıştır. (Belki Fermat ta cevabı bilmiyordu:))
Bir hatırlatma: Eğer rastgele n=54179653 sayısını formüle uygulayıp eşitliği sağlamadığını göstermediyseniz, bu sayının hâlâ doğru olma şansı var demektir.
İlginç Sayılar(2):
Üç basamaklı herhangi bir sayıyı iki kere yanyana yazarak elde ettiğimiz yeni sayı, kesinlikle 7, 11, 13, 77, 91, 143, 1001 sayılarına kalansız olarak bölünür(neden?).
Fibonacci dizisinin kullanıldığı pekçok yerden biri de "Şekil Paradoksları"ndaki üçgenli ve kareli sorulardır.
İlginç Sayılar(5):
3 x 37 = 111 6 x 37 = 222 9 x 37 = 333 12 x 37= 444 15 x 37 = 555 18 x 37 = 666 21 x 37 = 777 24 x 37 = 888 27 x 37 = 999
e Sayısı:
1 + (1/1!) + (1/2!) + (1/3!) + (1/4!) + ... + (1/n!) serisinin toplamı "e" sayısını verir. Yaklaşık değeri:
e = 2.71828182...dir. (e sabit sayısının kullanıldığı yerler ayrıca anlatılacaktır)
(Sonsuz):
¥, sadece matematikçilerin değil, düşünen herkesin ilgisini ve merakını çekmiştir. ¥'u sayı olarak düşünürsek; aklımızı zorlayıp "en büyük sayı"ya ulaştığımızı kabul edelim. O sayının mutlaka 1 fazlası olacağından yeni sayılar elde ederiz.
Meselâ sayı doğrusunda 0 ile 1 arasında sonsuz adet reel sayı vardır. 0 ile 10 arasında da sonsuz adet sayı olduğuna göre bu iki sonsuz da birbirine eşit olamaz. Bu yüzden matematikte "¥/¥" ifadesi tanımsızdır. Aynı şekilde 1¥ ifadesi de henüz tanımlanamamıştır. Hâlbuki 1'in tüm üsleri 1' eşit olmalıdır.
Kâinatta kaç adet "atom" olduğu sorulsa kaç derdiniz? Herhalde aklınıza gelebilecek en büyük sayıyı söylersiniz. Sizce 1073 nasıl bir sayı? Büyük bir ihtimalle sizin tahmininizden küçük. Ama tüm kâinattaki gezegenlerin, yıldızların, asteroidlerin ... atom sayısı işte bu kadar. (Araştırmalar sonucundaki tahmini sayı).
Kâinatın sonu neresi? Herhalde kâinat da bir yerde bulunuyor. Ayrıca genişlediği (şişen bir balon gibi) ilmî bir gerçek. Nerede, neyin içinde, nereleri kaplayarak genişliyor? Bundan sonrası ancak tahmin edilebilir. Şimdilik bunlar sır.
Şimdi ¥'un ne kadar büyük olduğu daha iyi anlaşılıyor (veya anlaşılamıyor:)) değil mi?
İlginç Sayılar(6):
(0 x 9) + 8 = 8 (9 x 9) + 7 = 88 (98 x 9) + 6 = 888 (987 x 9) + 5 = 8888 (9876 x 9) + 4 = 88888 (98765 x 9) + 3 = 888888 (987654 x 9) + 2 = 8888888 (9876543 x 9) + 1 = 88888888 (98765432 x 9) + 0 = 888888888 (987654321 x 9) - 1 = 8888888888
• Salı, Temmuz 11, 2006 - ÖNEMLİ BULUŞLAR VE TARİHLERİ
1280
İlk gözlük İtalya'da yapıldı.
1450
Johannes Gutenberg'in baskı makineleri kitap
üretiminde çığır açtı. Bunun sonucunda yeni icatlar hakkındaki
bilgilerin yayılması hızlandı.
1453
Copernicus, gezegenlerin Dünyanın etrafında değil,
Güneş'in etrafında döndüğünü ortaya atan kuramını yayımladı.
1592
Galileo, cisimleri 30 kez büyüten bir teleskop
yaptı.
1614
İskoçyalı matematikçi John Napier logaritma
cetvelini icat etti.
1618
Johannes Kepler, gezegenlerin Güneş'in çevresinde
çizdikleri elips biçimindeki yörüngeleri betimleyen yasaları yayımlar.
1622
Blaise Pascal, babasının vergi hesaplarında
kullanması için bir toplama makinesi icat etti.
1643
Evangelista Torricelli, hava basıncını ölçmek için
şimdi civalı barometre denilen cihazı icat etti.
1656
Christian Huygens, Galileo'nun fikirlerine dayanan
hassas bir sarkaçlı saat tasarladı.
1668
Isaac Newton ilk aynalı teleskopu yaptı.
1682
Edmond Halley, daha sonra kendi adıyla anılacak bir
kuyrukluyıldızın yörüngesini çizip betimledi.
1687
Newton'un, evrensel çekim yasalarını
formülleştirdiği Principia başlıklı kitabının yayımladı.
1690
Edmund Halley, dalış makinelerine hava pompalayacak
bir yöntem geliştirdi.
1698 Thomas Savery'nin yaptığı ilk buhar makinesi, su
altında kalan madenlerdeki suyu dışarı pompalamada kullanıldı.
1733
İngiliz bir dokumacı tarafından icat edilen "uçan
mekik" adındaki alet bir kişinin bir günde üretebileceği kumaş miktarını
ikiye katladı.
1752
Benjamin Franklin, yıldırımın elektrikten
kaynaklandığını gösterdi.
1783
Marquis de Jouffroy d'Abbans ilk buharlı gemiyi
yüzdürdü.
1783
Montgolfier Kardeşler bir sıcak hava balonunu
başarıyla uçurdu.
1789
Lavoisier'nin, 33 elementi sıraladığı ve bu elementlerin
adlandırılması ile ilgili modern sistemi sunduğu "Kimyasal
Adlandırma Yöntemi" yayımlandı.
1796
Edward Jenner, bir çocuğu çiçek hastalığına karşı
aşıladı.
1799
Alessandro Volta, ilk elektrik bataryasını yaptı.
1801
İlk denizaltılardan olan Nautilus ilk yolculuğunu
tamamladı.
1804
Richard Trevithick raylar üzerinde giden ilk
buharlı lokomotifi yaptı.
1814
Friedrich König elle çalışan matbaadan çok daha
hızlı olan buharlı matbaayı geliştirdi.
1819
Augustus Siebe basınçlı bir dalgıç elbisesi
tasarlayarak insanların daha derinlere dalabilmesini sağladı.
1820
Hans Oersted, elektrik akımının pusulanın iğnesi
üzerinde manyetik etki yarattığını gösterdi.
1821
Charles Babbage, karmaşık matematiksel tabloları
otomatik olarak hesaplamak için tasarladığı "fark makinesi" nin üzerinde
çalışmaya başladı.
1826
Fransız fizikçi Joseph Niepce tarihteki ilk
fotoğrafı çekti.
1829
George Stephenson, en iyi buharlı lokomotif
tasarlama ve yapma yarışmasını kazandı. Rocket adlı bir lokomotif
üretti.
1830
İlk dikiş makinesi Fransız terzi Barthelemy
Thimonnier tarafından tasarlandı.
1836
Samuel Colt, yaptığı hızlı ateş eden tabanca
"altıpatlar" ın patentini aldı.
1837
Isambard Kingdom Brunel, ilk kıtalararası buharlı
gemiyi yüzdürdü.
1837
İki İngiliz mucit William Cooke ve Charles
Wheatstone ilk elektrikli telgraf makinesini yaptı.
1838
Samuel Morse kendi geliştirdiği Morse
alfabesini ilan etti.
1839
Louis Daguerre vesikalık fotoğraflarda çok tutulan
daguerrotype fotoğraf tekniğini icat etti.
1841
Michael Faraday, hareketli bir mıknatıstan elektrik
akımı elde etti.
1843
Samuel Morse, telgraf mesajlarında kullanılmak
üzere nokta ve çizgilerden oluşan ünlü mors alfabesini icat etti.
1846
Amerikalı bir dişçi bir çene ameliyatında acıyı
hissettirmemek için eter kullandı.
1848
İlk yürüyen merdiven, New York'ta turist çekmek
için kuruldu.
1849
Çengelli iğne icat edildi.
1857
New York'ta bir dükkân asansörü olan ilk bina oldu.
1860
Belçikalı Etienne Lenoir ilk içten yanmalı motoru
yaptı.
1863
İlk metro (yeraltı demiryolu) hattı Londra'da
işletmeye açıldı.
1868
Gregor Mendel, bezelye bitkileriyle yaptığı, modern
genetik kuramının temellerini oluşturan araştırmalarını bitirdi.
1868
Bir gazetenin yazı işleri müdürü olan Christopher
Sholes ilk kullanışlı daktiloyu yaptı.
1872
Fotoğrafçı Eadweard Muybridge ilk ardışık
fotoğraflar dizisini çekti.
1876
Alexander Graham Bell ilk telefon konuşmasını
yaptı.
1877
Edison fonografı icat etti.
1878
Joseph Swan elektrik ampulünü icat etti.
1879
Ernst von Siemens elektrik döşenmiş bir hat
üzerinde giden ilk elektrikli treni sergiledi.
1881
Emile Berliner, yassı plaklar kullanan ilk
gramofonu yaptı.
1885
Louis Pasteur, bir dizi aşı yaparak, kuduz bir
köpek tarafından ısırılmış bir çocuğun yaşamını kurtardı.
1885
Fizikçi Heinrich Hertz elektromanyetik dalgaların
varlığını gösterdi.
1885
Avusturyalı kimyacı Carl Auer, muma göre daha
kullanışlı ve güvenli olan bir havagazı lambası icat etti.
1886
Linotip adlı makine, gazetelerin ve kitapların daha
hızlı hazırlanmasını sağladı.
1888
George Eastman, Kodak no.l adlı fotoğraf makinesini
üretti ve müşterilerinin filmlerini banyo etti.
1889
Edison'un yardımcısı Charles Batchelor sinema
filmlerinin seslendirilmesi üzerine deneyler yaptı.
1890
Daimler motor şirketi, dört tekerlekli ve
akaryakıtla çalışan otomobil üretimine başladı.
1890
Herman Hollerith'in icat ettiği elektrikli sayma
makinesi sayesinde Amerika'da nüfus sayımı işlemi çok hızlı bir şekilde
sonuçlandırıldı.
1895
Paris'te Lumiere Kardeşler 10 hareketli filmden
oluşan bir gösteri yaptı.
1895
Wilhelm Röntgen, X-ışınlarını buldu.
1898
Valdemar Poulson, modern teybin öncüsü olan bir
cihaz yaptı.
1901
İlk radyo transistörünü Marconi
geliştirdi.
1902
İtalyan Guglielmo Marconi, Manş Denizi üzerinden
radyo dalgalarıyla mesaj iletmeyi başardı.
1903
Amerikalı Wright Kardeşler ilk motorlu uçağın
uçuşunu gerçekleştirdi.
1903
Henry Ford, yeni araba fabrikasıyla seri üretim
tekniğini getirdi.
1903
Willem Einthoven, kalbin işleyişini kaydeden
elektrokardiyografi cihazını icat etti.
1904
John Fleming'in geliştirdiği cam diyotlar radyo
cihazlarının vazgeçilmez parçası oldu.
1908
Adını mucidinin adından alan Geiger sayacı
radyasyonu saptamak ve ölçmek için kullanılmaya başlandı.
1910
Fransız Henri Fabre, tekerlekleri olmayan
ve su üzerinde seyredebilen bir uçak geliştirerek ilk deniz uçağını icat
etti.
1911
Marie Curie, radyoaktiflik konusunda kendi başına
yaptığı çalışmalardan dolayı Nobel Ödülü aldı; böylece de bu ödülü iki
kez alan ilk kişi oldu.
1911
Ernest Rutherford, atomun merkezinde bir çekirdek
olduğunu gösterdi.
1919
Einstein, "Genel Görelilik" konusundaki yazısını
yayımladı.
1921
Philip Drinker, hastaların solunum yapmasına yardım
etmek için "demir ciğer"i icat etti.
1922
İlk mikrofilm tanıtıldı.
1926
John Logie Baird ilk televizyon görüntüsünü
başarıyla iletti.
1926
Robert Goddard ilk sıvı yakıtlı roketi fırlattı.
1926
ABD'li Profesör Robert Hutchinson Goddard
ilk sıvı yakıtlı roketi geliştirdi. Gaz ve sıvı oksijenle işleyen roket,
12,5 metre yüksekliğe çıktı ve 56 metre yol aldı.
1928
Bugün penisilin dediğimiz bir oluşumun bakterileri
öldürmesi Alexander Fleming'in dikkatini çekti.
1933
İki Alman bilim adamı Max Kroll ve Ernst Ruska
elektron mikroskobunu yaptı.
1935
Alman şirketi AEG, sesi kaydetmek için plastik
manyetik teyp bandını geliştirdi.
1938
Macar mucit Lazlo Biro, bıro da denilen bilye uçlu
tükenmez kalemi icat etti.
1938
Amerikalı Chester Carlson ilk fotokopi makinesini
icat etti.
1939
İgor Sikorsky adlı bir Rus mühendis tarafından ilk
helikopter yapıldı.
1940
İlk elektronlu mikroskop Philedelphia'da
tanıtıldı.
1942
Wernher von Braun, Almanya'nın ilk uzun menzilli
füzesi olan V-2'yi fırlattı.
1942
Enrico Fermi, ABD'nin Chicago kentinde, nükleer
enerjinin denetim altına alınabildiği bir nükleer reaktör yaptı.
1943
Jacques-Yves Cousteau ve Emile Gagnan, ilk dalış
tüpünü tasarladılar.
1945
Amerikalı mucit Percy Spencer, ilk mikrodalga
fırını tasarlayarak patentini aldı.
1946
John Mauchy ve John Eckert'in geliştirdiği,
Amerika'nın ilk elektronik bilgisayarı ENIAC halka gösterildi.
1947
Edwin Land bir dakikadan az bir sürede siyah beyaz
fotoğraf çıkaran polaroid makineyi icat etti.
1953
Francis Crick ile James Watson DNA molekülünün
yapısını keşfetti.
1957
Sovyetler Birliği tarafından Dünyanın çevresinde
dönen insan yapımı ilk cisim Sputnik I fırlatıldı.
1960
Theodore Maiman ilk lazeri yaptı.
1962
Telefon konuşmalarının yanında canlı televizyon
görüntülerini de ileten Telstar adlı uydusu fırlatıldı.
1977
Dünyanın tekrar kullanılabilen ilk uzay gemisi olan
Uzay Mekiği, ABD tarafından fırlatıldı.
1982
Philips ve Sony şirketleri kompakt diski çıkardı.
1987
İlk sayısal ses bantları (DAT) üretildi.
1990
Yüksek netlikte televizyon (HDTV) yayını ilk kez
yapıldı.
Rüya Tabirleri alfabetik sıraya göre listelenmiştir. Merak ettiğiniz kelimenin baş harfini tıklayarak aradığınızı bulabilirsiniz..
Ayrıca Rüya konusunda daha çok bilgi edinebilmeniz için size Rüya nedir? Rüya ve uyku, Rüya kaç saniye sürer? Rüya ile Amel edilir mi? Rüya kayıt edilebilir mi? gibi soruların cevabını yanıtladık..
Bilimsel düşüncenin göreli olarak en arınmış biçimiyle ilkin Miletli Thales’de ortaya çıktığını görüyoruz. Thales, dar anlamıyla felsefe tarihinin başında bulunan düşünürdür. Onun için Yunan felsefesi- dolayısıyla da bu felsefeye dayanan Batı kültür çevresinin felsefesi – Thales ile başlatılır. Nitekim Aristoteles de, Metafizik’indeki sözü geçen felsefe tarihi taslağında,ilk filozof olarak Thales’i ele alır.
Thales’in hayatı ve felsefesi üzerine bildiklerimiz hem az hem de pek güvenilir değil.Thebai’den İonia’ya gelmiş bir ailedenmiş. Ünlü Atinalı kanun koyucu Solon ile Lidya Kralı Kroisos’un çağdaşı.Aşağı- yukarı 625- 545 yılları arasında yaşamış olduğu sanılıyor.585 yılındaki güneş tutulmasını önceden hesaplayıp haber vermiş.Mısır’da bulunduğu söyleniyorsa da, pek belli değil.Yalnız Mısırlıların geometrisinden çok şey bildiği anlaşılıyor.Aristoteles’ten öğreniyoruz ki, Thales suyu,sıvı olanı, arkhe, yani her şeyin başı, kökü, ilkesi sayıyormuş.Onun felsefesinin özü bu imiş. Her şey sudan türer, yine suya döner.Düz bir tepsi gibi olan yer de su üstünde, sonsuz Okeanos’ta yüzer.
Thales’in öğretisi, kolayca görülebileceği gibi, mythos ile büsbütün ilgisiz değil.Örneğin burada Okeanos sözü geçiyor. Yunan mitolojisinde Okeanos (Okyanus)tanrılar ile insanların babasıdır.Sonra Thales suya “tanrısal” diyormuş. Bu damythos’un etkisini göstermektedir. Öğretisine mythos böylesine karıştığına göre, Thales’e neden “felsefenin babası” deniyor? Onu “felsefenin babası”yapan, doğu görüşünü deneylere ve bu deneyleri düşünce ile işlemeye dayatmak istemesi, buna girişmesidir.
Doğayı açıklamak için girişilen en eski denemelere – soyut olarak dile getirilmemiş olsa bile- belli bir düşünce kılavuzluk etmektedir; bu da: “ Hiç’ten hiçbir şey meydana gelmez” düşüncesidir (Aristoteles, bunu haklı olarak belirtiyor) Bundan dolayı kendisi meydana gelmemiş ve yok olmayacak olan bir varlığı her şeyin ilknedeni olarak kabul etmek gerekiyordu. Meydana gelmemiş ve yok olmayacak olan varlık da, kendi kendisiyle özdeş kalan, kalıcı olan bir ana maddedir,arkhe’dir. Thales’in göz önünde bulundurduğu da maddi bir varlık olan su’dur.Suya anamadde (arkhe) deniyor, her şey kendisinden oluştuğu için. Her şey sudan, bu anamaddeden çıktığı için de, ondan kurulmuştur.
• Çarşamba, Haziran 7, 2006 - EFLATUN VE ARİSTOTALES
Hayatı: Platon yaklaşık M.Ö. 427'de Atina'da doğdu, M.Ö. 347'de yine burada öldü. Anne tarafından bir meclis üyesi ve aristokrat olan Solon 'un akrabasıydı. Aile geleneğini takiben Platon başlangıçta siyasete atılmayı planlıyordu. Fakat işler yolunda gitmedi. Atina demokrasisi Sparta'ya karşı savaşı kaybetmiş ve "Otuz Tiranlar" idareyi ele geçirmişti. (Daha sonra yerlerine temsili bir hükümet getirildi-M.Ö. 399'da Sokrates'i idama mahkum eden bu hükümet, Platon'u Atina siyaseti ve suistimallerinden bıktırdı). Bunun yerine siyasetin yeniden inşasına ilgi duymaya başladı. Platon, siyasî gerilemenin bir parçası olarak gördüğü Sofistlerin relativizmini, Sokrates'in girişimini sürdürerek, teorik olarak çürütmeye çalıştı. Sağlıklı bir siyasal sistemin inşa edilebilmesi için gerekli ilkeleri kurmaya karar vererek ideal devleti açıkladı. Sonuçta Platon günlük siyasetten siyasetin ne olduğuna ve ne olması gerektiğine dair tefekküre geçiş yaptı.
Platon siyasî fikirlerini hayata geçirebilmeyi üç defa denedi. Bu girişimleri Sicilya'daki Syracuse tiranı I. Dionysius ve daha sonra oğlu II. Dionysius ile karşılaşmasından sonra gerçekleştirdi. Bu girişimlerin her biri bir fiyaskoydu; bir keresinde Atina'ya, eve, tek parça halinde gelememesine ramak kalmıştı. Daha sonra Güney İtalya'ya seyahat etti. Burada, üzerinde etki bırakmış gibi görünen Pythagorasçılarla karşılaştı. Platon ve Pythagorasçıların paylaştığı en önemli ortak özelliklerden bazıları şunlardır:
1- Her şeyin özü olarak matematik görüşü 2- Düalist bir evren görüşü gerçek olan (idealar) ve gölgelerin görünen dünyası 3- Ruhun ölümsüzlüğü ve göçü 4- Teorik bilime olan ilgi 5- Dinî mistisizm ve çileci (ascetic) ahlak
M.Ö 388 civarında Platon, Atina'da bir okul kurdu, Akademi. Okula bu isim i zira yan Tanrı Academus'un adı yazılı bir mezarın üzerine kurulmuştu, Atina'daki Akademi sadece felsefe dersi değil; aynı zamanda geometri, coğrafya, zooloji ve botanik dersi de veriyordu. Ayrıca siyasal eğitim merkeziydi. Günlük jimnastik egzersizleri de vardı. Öğretim, sunuş ve tartışmalara dayanıyordu. Akademi Justinian tarafından kapatıldığında M.S. 529'a kadar 900 yıldan fazla ayaktaydı. Sokrates öncesi filozoflardan, günümüze sadece fragmanlar kalmış olmasına rağmen; Plüton'un elimizde yaklaşık 30 daha kısa ya da uzun diyalogları ve bazı mektupları bulunuyor. Ayrıca Platon hakkında özellikle Aristo'nun şerhi olmak üzere ikinci el kaynaklar vardır. Platon'un ne düşündüğünü bulmanın zorluğu elimizdeki kaynakların eksikliğinden değil diyalogların yazılma tarzından kaynaklanıyor Platon'un kendisi diyaloglarda nadiren görünür ve diyaloglar nihai tez ve bakış açıları sunmaz. Ayrıca, Platon'un görüşlerinin yazarlığı esnasında değişme olasılığı var. Platon'un çalışmalarını üç döneme ayırıyoruz:
1- Erken, "Sokratesvârî" diyaloglar 2- "Devlet" dahil olmak üzere, olgunluğundaki diyaloglar 3- "Yasalar" dahil olmak üzere, sonraki diyaloglar.
Platon, neyi söylemek zorunda olduğunu iletmenin güçlükleri üzerine şöyle bir yorum yapıyor: "Felsefe, bilginin diğer dalları gibi tek taraflı aktarımı kabul etmez; fakat, konunun kendisi hakkında çokça konuşmanın ve beraber yaşanan bir hayatın ardından, birdenbire kişinin ruhunda bir ışık yanar". "Kalbindekini, sıradan okuyucunun kolaylıkla kavrayabileceğine inanmaz. Felsefeye vakıf olmaya giden yol uzun ve sancılıdır. Zaman alır ve çalışmayı gerektirir. Hakikati arayan diğerleriyle arkadaşlık ve tartışmayı gerektirir. Fakat eğitimsel anlamda bilgi edindiğimize göre o zaman dahi otomatik olarak hakikate ulaşmış olmayacağız. Hakikatin ne zaman geleceği belli değildir; tıpkı ruhtaki birdenbire aydınlanan ışık gibi gelir". Platon 'un sözlerini ciddiye alacak olursak, problemlere yaklaşma biçimimizi etkileyecektir, vukufiyet ve bilgeliğe dair ilerleme umudumuzu etkileyecektir. Sonuç olarak, takip eden sayfalardaki pedagojik basitleştirmeler, fazlasıyla (sanki Platon'un değilmiş gibi) duruyor! Fakat böylesi basitleştirmeler, kişinin bilgelik yolunda ilk adımını atmasına yeterli olacak belli miktarda yardımı sağlamalıdır. Platon'a göre bu yol, sabır ve sıkı çalışma gerektirir ve asla bitmez; hayatımızın ta kendisidir. Bulduğumuz hakikat, bizimle beraber yürümeyenlerle Paylaşılamaz. Kişi yolu yürümedikçe, hakikat erişilemezdir.
Kıyının hemen kenarında şu ilerdeki sirkteyim.Bugüne kadar üç çeşit dejavu ile karşılaştım.Birincisi 'aaaa... Evet şu bardak şurdaydı, şu ayna şurdaydı, şu kız şurda duruyordu küçük çocukta şu iskemlede oturuyordu.' şeklindeki daha önce algılanmışlık hissine kapılma idi.İkincisi 'bir şeyler yazdığımda son heceyi başta yazmamdı .yani vucut o kadar itaatkar davranıyor ki ilk iki heceyi parmaklar daha yazmadan son hece dejavu şeklinde yazılıyor.' Üçüncüsü ise ' Rüyada beliriyor.Rüyadaki dejavu bunu daha önce yaşamışlığın bilinç altı versiyon sürkülasyonu şeklinde senaryo bazında mevcutlanıyor.'