DEĞERLİ SÖZLER

Cumartesi, Eylül 21, 2006 ·

Bazen bir tek söz, 'kendini uyanık sanan bir insanı' aniden uyandırıverir...

Burada bir çoğu tek başına kitap gibi olan ve insana hacminden çok büyük şeyler anlatan bir dizi özdeyiş mevcut. Bunlar sadece benim seçtiklerim ve rastgeldiklerim.. Umarım buradaki sözler, sizin de zihninizi kışkırtmaya ve önceliklerinizi tekrar sıralamanıza vesile olur.

Böyle sözlerle, hep beraber "uyanmak" dileğiyle, uyuduğunun farkına varabilmiş herkese...

(?) işaretli sözlerin kimler tarafından söylendiğini bilmiyorum; eğer bilen var ise, bana da bildirmeleri halinde bu eksikleri düzeltebiliriz. Şimdiden teşekkürler...


Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur.
(N. F. Kısakürek)


Kalabalıkların kafası çok, aklı yoktur.
(?)


Hata değil, çare bulun...
(Henry Ford)


Boş bir çuval dik durmaz.
(Benjamin Franklin)


Dünya büyük adamların düzeyinde yaşayamaz.
(George Frazer)


İyi ağaç kolay yetişmez; rüzgar ne kadar kuvvetli eserse, ağaçlar da o kadar sağlam olur.
(J. Willard Marriot)


İnat, iradenin eşekliğidir.
(?)


Yaşamın ilginç yanlarından birisi de, en iyinin dışında bir şey kabul etmeyenlere genellikle en iyisini vermesidir.
(W. Somerst Maugham)


Zaman büyük bir öğretmendir; ne yazık ki bütün öğrencilerini öldürür.
(Curt Goetz)


Günün parlak ışığında görebileceğimiz en uzak cisim güneştir, fakat gecenin karanlığında milyonlarca kat uzakta olan yıldızları görürüz. Özel dünyanızın karardığı gelecek seferde bunu hatırlayınız...
(Good Reading Dergisi)


Büyük adam, davası büyük olan adamdır
(Bekir Berk)


Herkes gibi davranan, kendisi gibi davranamayana zorunlu olarak kızar.
(Andre Gide)


Çocuğuna küçük şeylerden zevk almasını öğreten, ona büyük bir servet bırakmış olur.
(Atienne Gilson)


Gerçekler öğrenilince, zannetmeler biter.
(Huzeyl)


Bir tartışmada mutlaka son sözü söylemek istiyorsanız, "kanımca siz haklısınız" demeye çalışınız.
(Funny Funny World Dergisi)

Başka birinin sizin kadar iyi yapabileceği bir şeyi bırakın o yapsın, siz yapmayın.
(Andre Gide)


Sen kendinle başa çıkamayınca, senin gibi aciz düşmana kim ehemmiyet verir?
(Şiraz'lı Sâdi)


Cehalet her zaman kendisine hayran olmaya hazırdır.
(Santra Guitry)


Anıta layık olanların ona ihtiyaçları yoktur.
(William Hazlitt)


Biz bir öyküyü iki kez anlatmayı pek severiz, fakat onu bir kereden fazla dinlemeyi asla!
(William Hazlitt)


Giysilerini kendilerinin en önemli yanı sayanlar genellikle giysilerinden daha değerli olamazlar.
(William Hazlitt)


Cesaretin bittiği yerde esaret başlar
(Akif Cemil)


Evlatlarınızı devriniz için değil, onların devirleri için yetiştiriniz.
(Hz. Ali)


Yanlış anlayanlar tarafından söylenen bir doğrudan daha kötü hiç bir yalan yoktur.
(William James)


İşaretler, varılacak hedefi olanlar içindir.
(Sedat Turan)


Yalan atla gider, gerçek yürür.
Fakat yine de tam zamanında yetişir.
(Japon Deyişi)


Öğretmek, iki kere öğrenmek demektir.
(Joseph Jaubert)


Aynı gökte uçarlar ama, kuzgunun dünyası başka, şahinin dünyası başkadır.
(Muhammed İkbal)


Esaslı konular karşısında canının sıkılması, küçük kafaların özelliğidir.
(R.K. Johnson)


Bildiğini bilenin arkasından gidiniz,
Bildiğini bilmeyeni uyarınız,
Bilmediğini bilene öğretiniz,
Bilmediğini bilmeyenden kaçınız.
(Konfüçyus)


Çağları tanımak istiyorsanız, çağların alkışladıklarına bakın.
(Ş.)


Bir memleketin nasıl yönetildiğini anlamak mı istiyorsunuz;
Onun müziğine kulak veriniz.
Nerede güzel eserlerden oluşmuş uyum vardır,
orada adalet ve erdem hüküm sürer.
(Konfüçyus)


Bir milleti tutsak etmek isterseniz, onun müziğini çürütün.
(Konfüçyus)


Doğruyu söylemek değil, anlatmak güçtür.
(?)


Akıllı insanlara gülmek, delilerin ayrıcalığıdır.
(Jean de La Bruyere)


Basit düşünceli adam, yakınındaki her şeyi suçlamaktan zevk alır.
(La Rochefacuald)


Hiç bir vakit, öğüt verirken olduğumuz kadar cömert değilizdir.
(La Rochefacuald)


Başkalarının kusurlarını tartarken, parmağıyla terazinin kefesine bastırmayan insan pek enderdir.
(Baron Langenfauld)


Akıllı adam yarışmaz.
Böylece kimse de onunla yarışmaz.
(Lao-Tse)


Bir memlekette ne kadar çok yasa ve nizam varsa, orada o kadar da çok hırsıza ve hayduta rastlanır.
(Lao-Tse)


Yanlış yoldaki çıkışlar da iniştir.
(Orhan Yalçın)


Hoşuna giden her şeyi söyleyen kimse, hoşuna gitmeyecek şeyler işitir.
(Leonard Louis Levinson)


Kulaklarımızı da gözlerimi gibi istediğimiz zaman açıp kapayabilseydik,
bu ne büyük bir rahmet olacaktı!
(G.C. Lichtenberg)


İman etmek, görünmeyene inanmaktır. Mükafatı ise görünmeyeni görmektir.
(St. Augustine)


Hayatımda hiç bir zaman bir ağaç kadar güzel bir şiir görmedim.
Şiirleri yazan benim gibi çılgınlardır.
Fakat ağaçları yapan Tanrı'dır.
(W. Longfellow)


100 kelime ile ifade edilemeyen bir düşünceyi ne söylemeli ne de yazmalıdır.
(W. Longfellow)


Eğer bir insan üniversiteden çıktıktan sonra, öğreneceği daha çok şey olduğunu öğrenebilmişse, yüksek öğrenim yapmanın bir zararı yoktur.
(W. Longfellow)


Okumadığı bir kitabı illa da okudum diyenler varsa, o kitap bir başarıdır.
(Los Angeles Times Gazetesinden)


Yarın göz açtırmayacak olanlar, bu gün göz yumduklarımızdır.
(Ş.)


Düşüncelerini değiştirmeyenler yalnızca delilerle ölülerdir.
(T. Lowell)

Yorum (11) Yorum yaz!

HASANKEYF'İN SOĞUK SULARINA AYAĞINIZI KOYARAK SERİNLEMEK DÜN

Perşembe, August 24, 2006 ·

                 

                                                              YUNUS EĞİ

Yorum (7) Yorum yaz!

HASANKEYF'TEN GÜZEL BİR POZ

Perşembe, August 24, 2006 ·

 

                                           YUNUS EGİ

 

Yorum (1) Yorum yaz!

MATEMATİĞİN SIRLARI

Salı, August 15, 2006 ·

  Matematiğin Sırları:

iconflash.gif (1595 bytes)p (pi) Sayısı:

          Kısaca bir dairenin çevresinin çapına oranı, p sayısını verir. İnsanoğlu, aslında çok önemli vazifeleri olan bu sayı üzerinde çok düşünmüştür. Yıllarca tam olarak bir değer bulamamakla beraber, gerçek değerine en yakın sonuçları kullanabilmek için çaba sarfetmişlerdir.

          p' nin kronolojik gelişimine baktığımızda günümüzde dahi tam bir sonuç bulunamamıştır. Çeşitli formüller üretilmesine rağmen sadece her seferinde gerçek değere biraz daha yaklaşılmıştır.

          Arşimet  3.1/7 ile 3.10/71 arasında bir sayı olarak hesapladı. Mısırlılar 3.1605, Babilliler 3.1/8, Batlamyus 3.14166 olarak kullandı. İtalyan Lazzarini 3.1415929, Fibonacci ise 3.141818 ile işlem yapıyordu. 18.yyda 140, 19yyda 500 basamağa kadar hesaplandı. İlk bilgisayarlarla 2035 basamağı hesaplanırken günümüzde milyonlarca basamağa kadar çıkılıyor. İşin ilginç tarafı, hâlâ tam bir sonuç yok. Herhangi bir yerinde devir olsa iş yine kolaylaşacak. Ama henüz öyle bir şeye de rastlanmadı. Şu anda bilinen değerden birkaç basamak:

p=3,14159265358979323846264338327950288419716939937510582097494459230781640
628620899862803482534211706798214808651328230664709384460955058223172535940
81284811174502841027.....

 

iconflash.gif (1595 bytes)İlginç Sayılar(1):

3² + 4² = 5²
10² + 11² + 12² = 13² + 14²
21² + 22² + 23² + 24² = 25² + 26² + 27²
36² + 37² + 38² + 39² + 40² = 41² + 42² + 43² + 44²
.
.
    .    

iconflash.gif (1595 bytes)Fermat'ın Son Teoremi:

           Mesleği Avukatlık olan Fermat, arada bir matematikle de ilgilenirdi. Ama ne ilgilenmek. Aşağıdaki teorem, onun eseri. 1665 yılında 64 yaşında ölen Fermat'ın aşağıdaki teoremi, hâlâ ispatlanamadı. Bu problem üzerinde yıllarca çalışan ünlü alman matematikçi  Wolfskehl, 1908 yılında öldüğünde, vasiyet olarak 100bin mark bıraktı. Hem de bu problemi yüzyıl içinde çözecek ilk kişiye verilmek üzere!

Teorem şöyle:

question.gif (8366 bytes)n>2 ve a, b ve c tamsayı olmak üzere

an + bn= cn    çözümü olmadığını ispatlayın.

          Fermat bu teoremi yazarken kullandığı kağıdın altında çok az yer kaldığı için cevabı yazamadığını, halbuki çok güzel bir ispatı olduğunu yazmıştır. (Belki  Fermat ta cevabı bilmiyordu:))

Bir hatırlatma: Eğer rastgele n=54179653 sayısını formüle uygulayıp eşitliği sağlamadığını göstermediyseniz, bu sayının hâlâ doğru olma şansı var demektir.

 

iconflash.gif (1595 bytes)İlginç Sayılar(2):

          Üç basamaklı herhangi bir sayıyı  iki kere yanyana yazarak elde ettiğimiz yeni sayı, kesinlikle 7, 11, 13, 77, 91, 143, 1001 sayılarına kalansız olarak bölünür(neden?).

Örnek: 831831

831831 / 7       = 118833
831831 / 11     = 75621
831831 / 13     = 63987
831831 / 77     = 10803
831831 / 91     = 9141
831831 / 143   = 5817
831831 / 1001 = 831

 

iconflash.gif (1595 bytes)Sihirli Kareler:

3 x 3: Birbirini yatay, dikey ve çapraz takip eden   üç karenin toplamı, 15.

8

1

6

3

5

7

4

9

2

4 x 4: Birbirini yatay, dikey ve çapraz takip eden  dört karenin toplamı, 34.

16

2

3

13

5

11

10

8

9

7

6

12

4

14

15

1

5 x 5: Birbirini yatay, dikey ve çapraz takip eden beş karenin toplamı, 65.

3

16

9

22

15

20

8

21

14

2

7

25

13

1

19

24

12

5

18

6

11

4

17

10

23

 

iconflash.gif (1595 bytes)İlginç Sayılar(3):

1 x 8 + 1 = 9
12 x 8 + 2 = 98
123 x 8 + 3 = 987
1234 x 8 + 4 = 9876
12345 x 8 + 5 = 98765
123456 x 8 + 6 = 987654
1234567 x 8 + 7 = 9876543
12345678 x 8 + 8 = 98765432
123456789 x 8 + 9 = 987654321

 

iconflash.gif (1595 bytes)Teorem:

Bütün kare sayılar, 1'den başlamak üzere sırasıyla tek tamsayıların toplamı olarak yazılabilir.

Örnekler:

5²=25
1 + 3 + 5 + 7 + 9 = 25

11² = 121
1 + 3 + 5 + 7 + 9 + 11 + 13 + 15 + 17 + 19 + 21 = 121

 

iconflash.gif (1595 bytes)Üçgen Sayılar:

1'den başlamak üzere kendisinden önceki tüm sayıların toplamına karşılık gelen sayıların dizisidir.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, ... pozitif doğal sayılar ise, üçgen sayılar:

1, 3(1+2), 6(1+2+3), 10(1+2+3+4), 15(1+2+3+4+5),... üçgen sayılardır. Yani:

1, 3, 6, 10, 15, 21, 28, 36, 45, 55...

 

iconflash.gif (1595 bytes)Pascal Üçgeni:

          Pascal üçgeni, şekilde de görüldüğü gibi kenarlarda "1" olmak üzere her sayı, üstündeki iki sayının toplamı olarak yazılacak şekilde oluşturulur.

pascal.GIF (2724 bytes)

Pascal üçgeninin bazı özellikleri:

  • Kenarlar "1"den oluşur
  • ikinci(kırmızı) sıra, pozitif tamsayılar serisidir.
  • Üçüncü(mavi) sıra, üçgen sayılardır. (1, 3, 6, 10 15,...)
  • Aynı yöndeki sayıların(sarı) toplamı, seçtiğimiz son sayının ters yönündeki sayıya eşittir.
    (Örnek: 1+2+3+4+5+6+7=28, 1+4+10+20+35=70 gibi)
  • Her sıradaki sayıların toplamı, 'sıfır'dan başlamak üzere "2"nin üslerini verir. 20, 21, 22, 23 ,24 ,...
    (Örnek: 5. sıradaki sayıların toplamı, 1+4+6+4+1=16=24 )
  • Her sıra, yine 'sıfır'dan başlamak üzere kendi derecesinden bir polinomun katsayılarını verir.
    ( Örnek: (a+b)3=1a3+3ab2+3a2b+1b3)

 

iconflash.gif (1595 bytes)Teorem:

Bütün sayılar 2'nin üsleri toplamı (tekrarsız) olarak yazılabilir.

Örnekler:

12 = 23 + 22
12 = 8 + 4

45 = 25 + 23 + 22 + 20
45 = 32 + 8 + 4 + 1

 

iconflash.gif (1595 bytes)İlginç Sayılar(4):

12 x 42 = 21 x 24
23 x 96 = 32 x 69
24 x 84 = 42 x 48
13 x 62 = 31 x 26
46 x 96 = 64 x 69

 

iconflash.gif (1595 bytes)Fibonacci Dizisi:

1'den başlamak üzere kendisinden önceki iki sayının toplamına karşılık gelen sayıların dizisidir.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, ...ise, fibonacci dizisi:

1, 1(0+1), 2(1+1), 3(1+2), 5(2+3), 8(3+5), 13(5+8),... yani:

1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55...

dikkat.gif (324 bytes)Fibonacci dizisinin kullanıldığı pekçok yerden biri de "Şekil Paradoksları"ndaki üçgenli ve kareli sorulardır.

 

iconflash.gif (1595 bytes)İlginç Sayılar(5):

3 x 37 = 111
6 x 37 = 222
9 x 37 = 333
12 x 37= 444
15 x 37 = 555
18 x 37 = 666
21 x 37 = 777
24 x 37 = 888
27 x 37 = 999


iconflash.gif (1595 bytes)e Sayısı:

1 + (1/1!) + (1/2!) + (1/3!) + (1/4!) + ... + (1/n!) serisinin toplamı "e" sayısını verir. Yaklaşık değeri:

e = 2.71828182...dir. (e sabit sayısının kullanıldığı yerler ayrıca anlatılacaktır)

 

iconflash.gif (1595 bytes)SONSUZ (Sonsuz):

          ¥, sadece matematikçilerin değil, düşünen herkesin ilgisini ve merakını çekmiştir. ¥'u sayı olarak düşünürsek; aklımızı zorlayıp "en büyük sayı"ya ulaştığımızı kabul edelim. O sayının mutlaka 1 fazlası olacağından yeni sayılar elde ederiz.

          Meselâ sayı doğrusunda 0 ile 1 arasında sonsuz adet reel sayı vardır. 0 ile 10 arasında da sonsuz adet sayı olduğuna göre bu iki sonsuz da birbirine eşit olamaz. Bu yüzden matematikte "¥/¥" ifadesi tanımsızdır. Aynı şekilde 1¥ ifadesi de henüz tanımlanamamıştır. Hâlbuki 1'in tüm üsleri 1' eşit olmalıdır.

          question.gif (8366 bytes)Kâinatta kaç adet "atom" olduğu sorulsa kaç derdiniz? Herhalde aklınıza gelebilecek en büyük sayıyı söylersiniz. Sizce 1073 nasıl bir sayı? Büyük bir ihtimalle sizin tahmininizden küçük. Ama tüm kâinattaki gezegenlerin, yıldızların, asteroidlerin ... atom sayısı işte bu kadar. (Araştırmalar sonucundaki tahmini sayı).

question.gif (8366 bytes)Kâinatın sonu neresi? Herhalde kâinat da bir yerde bulunuyor. Ayrıca genişlediği (şişen bir balon gibi) ilmî bir gerçek. Nerede, neyin içinde, nereleri kaplayarak genişliyor? Bundan sonrası ancak tahmin edilebilir. Şimdilik bunlar sır.

          Şimdi ¥'un ne kadar büyük olduğu daha iyi anlaşılıyor (veya anlaşılamıyor:)) değil mi?

 

iconflash.gif (1595 bytes)İlginç Sayılar(6):

(0 x 9) + 8 = 8 
(9 x 9) + 7 = 88
(98 x 9) + 6 = 888
(987 x 9) + 5 = 8888
(9876 x 9) + 4 = 88888
(98765 x 9) + 3 = 888888
(987654 x 9) + 2 = 8888888
(9876543 x 9) + 1 = 88888888
(98765432 x 9) + 0 = 888888888
(987654321 x 9) - 1 = 8888888888

devam edecek...

Yorum (1) Yorum yaz!

BU PARADOXLAR HERKES İÇİN

Perşembe, Haziran 20, 2006 ·

PARADOKSLAR

Berber paradoksu

Yalancı paradoksu

2=1 paradoksu

Asker paradoksu

Paradoks sözler

ŞEKİL PARADOKSLARI

Yorum (1) Yorum yaz!

ÖNEMLİ BULUŞLAR VE TARİHLERİ

Salı, Haziran 11, 2006 ·

1280 İlk gözlük İtalya'da yapıldı.
1450 Johannes Gutenberg'in baskı makineleri kitap üretiminde çığır açtı. Bunun sonucunda yeni icatlar hakkındaki bilgilerin yayılması hızlandı.
1453 Copernicus, gezegenlerin Dünyanın etrafında değil, Güneş'in etrafında döndüğünü ortaya atan kuramını yayımladı.
1592 Galileo, cisimleri 30 kez büyüten bir teleskop yaptı.
1614 İskoçyalı matematikçi John Napier logaritma cetvelini icat etti.
1618 Johannes Kepler, gezegenlerin Güneş'in çevresinde çizdikleri elips biçimindeki yörüngeleri betimleyen yasaları yayımlar.
1622 Blaise Pascal, babasının vergi hesaplarında kullanması için bir toplama makinesi icat etti.
 
1643 Evangelista Torricelli, hava basıncını ölçmek için şimdi civalı barometre denilen cihazı icat etti.
1656 Christian Huygens, Galileo'nun fikirlerine dayanan hassas bir sarkaçlı saat tasarladı.
1668 Isaac Newton ilk aynalı teleskopu yaptı.
1682 Edmond Halley, daha sonra kendi adıyla anılacak bir kuyrukluyıldızın yörüngesini çizip betimledi.
1687 Newton'un, evrensel çekim yasalarını formülleştirdiği Principia başlıklı kitabının yayımladı.
1690 Edmund Halley, dalış makinelerine hava pompalayacak bir yöntem geliştirdi.
  1698 Thomas Savery'nin yaptığı ilk buhar makinesi, su altında kalan madenlerdeki suyu dışarı pompalamada kullanıldı.
1733 İngiliz bir dokumacı tarafından icat edilen "uçan mekik" adındaki alet bir kişinin bir günde üretebileceği kumaş miktarını ikiye katladı.
1752 Benjamin Franklin, yıldırımın elektrikten kaynaklandığını gösterdi.
1783 Marquis de Jouffroy d'Abbans ilk buharlı gemiyi yüzdürdü.
1783 Montgolfier Kardeşler bir sıcak hava balonunu başarıyla uçurdu.
1789 Lavoisier'nin, 33 elementi sıraladığı ve bu elementlerin adlandırılması ile ilgili modern sistemi sunduğu "Kimyasal Adlandırma Yöntemi" yayımlandı.
1796 Edward Jenner, bir çocuğu çiçek hastalığına karşı aşıladı.
1799 Alessandro Volta, ilk elektrik bataryasını yaptı.
1801 İlk denizaltılardan olan Nautilus ilk yolculuğunu tamamladı.
1804 Richard Trevithick raylar üzerinde giden ilk buharlı lokomotifi yaptı.
1814 Friedrich König elle çalışan matbaadan çok daha hızlı olan buharlı matbaayı geliştirdi.
1819 Augustus Siebe basınçlı bir dalgıç elbisesi tasarlayarak insanların daha derinlere dalabilmesini sağladı.
1820 Hans Oersted, elektrik akımının pusulanın iğnesi üzerinde manyetik etki yarattığını gösterdi.
1821 Charles Babbage, karmaşık matematiksel tabloları otomatik olarak hesaplamak için tasarladığı "fark makinesi" nin üzerinde çalışmaya başladı.
1826 Fransız fizikçi Joseph Niepce tarihteki ilk fotoğrafı çekti.
1829 George Stephenson, en iyi buharlı lokomotif tasarlama ve yapma yarışmasını kazandı. Rocket adlı bir lokomotif üretti.
1830 İlk dikiş makinesi Fransız terzi Barthelemy Thimonnier tarafından tasarlandı.
1836 Samuel Colt, yaptığı hızlı ateş eden tabanca "altıpatlar" ın patentini aldı.
1837 Isambard Kingdom Brunel, ilk kıtalararası buharlı gemiyi yüzdürdü.
1837 İki İngiliz mucit William Cooke ve Charles Wheatstone ilk elektrikli telgraf makinesini yaptı.
1838 Samuel Morse kendi geliştirdiği Morse alfabesini ilan etti.
1839 Louis Daguerre vesikalık fotoğraflarda çok tutulan daguerrotype fotoğraf tekniğini icat etti.
1841 Michael Faraday, hareketli bir mıknatıstan elektrik akımı elde etti.
1843 Samuel Morse, telgraf mesajlarında kullanılmak üzere nokta ve çizgilerden oluşan ünlü mors alfabesini icat etti.
1846 Amerikalı bir dişçi bir çene ameliyatında acıyı hissettirmemek için eter kullandı.
1848 İlk yürüyen merdiven, New York'ta turist çekmek için kuruldu.
1849 Çengelli iğne icat edildi.
1857 New York'ta bir dükkân asansörü olan ilk bina oldu.
1860 Belçikalı Etienne Lenoir ilk içten yanmalı motoru yaptı.
1863 İlk metro (yeraltı demiryolu) hattı Londra'da işletmeye açıldı.
1868 Gregor Mendel, bezelye bitkileriyle yaptığı, modern genetik kuramının temellerini oluşturan araştırmalarını bitirdi.
1868 Bir gazetenin yazı işleri müdürü olan Christopher Sholes ilk kullanışlı daktiloyu yaptı.
1872 Fotoğrafçı Eadweard Muybridge ilk ardışık fotoğraflar dizisini çekti.
1876 Alexander Graham Bell ilk telefon konuşmasını yaptı.
1877 Edison fonografı icat etti.
1878 Joseph Swan elektrik ampulünü icat etti.
1879 Ernst von Siemens elektrik döşenmiş bir hat üzerinde giden ilk elektrikli treni sergiledi.
1881 Emile Berliner, yassı plaklar kullanan ilk gramofonu yaptı.
1885 Louis Pasteur, bir dizi aşı yaparak, kuduz bir köpek tarafından ısırılmış bir çocuğun yaşamını kurtardı.
1885 Fizikçi Heinrich Hertz elektromanyetik dalgaların varlığını gösterdi.
1885 Avusturyalı kimyacı Carl Auer, muma göre daha kullanışlı ve güvenli olan bir havagazı lambası icat etti.
1886 Linotip adlı makine, gazetelerin ve kitapların daha hızlı hazırlanmasını sağladı.
1888 George Eastman, Kodak no.l adlı fotoğraf makinesini üretti ve müşterilerinin filmlerini banyo etti.
1889 Edison'un yardımcısı Charles Batchelor sinema filmlerinin seslendirilmesi üzerine deneyler yaptı.
1890 Daimler motor şirketi, dört tekerlekli ve akaryakıtla çalışan otomobil üretimine başladı.
1890 Herman Hollerith'in icat ettiği elektrikli sayma makinesi sayesinde Amerika'da nüfus sayımı işlemi çok hızlı bir şekilde sonuçlandırıldı.
1895 Paris'te Lumiere Kardeşler 10 hareketli filmden oluşan bir gösteri yaptı.
1895 Wilhelm Röntgen, X-ışınlarını buldu.
1898 Valdemar Poulson, modern teybin öncüsü olan bir cihaz yaptı.
1901 İlk radyo transistörünü Marconi geliştirdi.
1902 İtalyan Guglielmo Marconi, Manş Denizi üzerinden radyo dalgalarıyla mesaj iletmeyi başardı.
1903 Amerikalı Wright Kardeşler ilk motorlu uçağın uçuşunu gerçekleştirdi.
1903 Henry Ford, yeni araba fabrikasıyla seri üretim tekniğini getirdi.
1903 Willem Einthoven, kalbin işleyişini kaydeden elektrokardiyografi cihazını icat etti.
1904 John Fleming'in geliştirdiği cam diyotlar radyo cihazlarının vazgeçilmez parçası oldu.
1908 Adını mucidinin adından alan Geiger sayacı radyasyonu saptamak ve ölçmek için kullanılmaya başlandı.
1910 Fransız Henri Fabre, tekerlekleri olmayan ve su üzerinde seyredebilen bir uçak geliştirerek ilk deniz uçağını icat etti.
1911 Marie Curie, radyoaktiflik konusunda kendi başına yaptığı çalışmalardan dolayı Nobel Ödülü aldı; böylece de bu ödülü iki kez alan ilk kişi oldu.
1911 Ernest Rutherford, atomun merkezinde bir çekirdek olduğunu gösterdi.
1919 Einstein, "Genel Görelilik" konusundaki yazısını yayımladı.
1921 Philip Drinker, hastaların solunum yapmasına yardım etmek için "demir ciğer"i icat etti.
1922 İlk mikrofilm tanıtıldı.
1926 John Logie Baird ilk televizyon görüntüsünü başarıyla iletti.
1926 Robert Goddard ilk sıvı yakıtlı roketi fırlattı.
1926 ABD'li Profesör Robert Hutchinson Goddard ilk sıvı yakıtlı roketi geliştirdi. Gaz ve sıvı oksijenle işleyen roket, 12,5 metre yüksekliğe çıktı ve 56 metre yol aldı.
1928 Bugün penisilin dediğimiz bir oluşumun bakterileri öldürmesi Alexander Fleming'in dikkatini çekti.
1933 İki Alman bilim adamı Max Kroll ve Ernst Ruska elektron mikroskobunu yaptı.
1935 Alman şirketi AEG, sesi kaydetmek için plastik manyetik teyp bandını geliştirdi.
1938 Macar mucit Lazlo Biro, bıro da denilen bilye uçlu tükenmez kalemi icat etti.
1938 Amerikalı Chester Carlson ilk fotokopi makinesini icat etti.
1939 İgor Sikorsky adlı bir Rus mühendis tarafından ilk helikopter yapıldı.
1940 İlk elektronlu mikroskop Philedelphia'da tanıtıldı.
1942 Wernher von Braun, Almanya'nın ilk uzun menzilli füzesi olan V-2'yi fırlattı.
1942 Enrico Fermi, ABD'nin Chicago kentinde, nükleer enerjinin denetim altına alınabildiği bir nükleer reaktör yaptı.
1943 Jacques-Yves Cousteau ve Emile Gagnan, ilk dalış tüpünü tasarladılar.
1945 Amerikalı mucit Percy Spencer, ilk mikrodalga fırını tasarlayarak patentini aldı.
1946 John Mauchy ve John Eckert'in geliştirdiği, Amerika'nın ilk elektronik bilgisayarı ENIAC halka gösterildi.
1947 Edwin Land bir dakikadan az bir sürede siyah beyaz fotoğraf çıkaran polaroid makineyi icat etti.
1953 Francis Crick ile James Watson DNA molekülünün yapısını keşfetti.
1957 Sovyetler Birliği tarafından Dünyanın çevresinde dönen insan yapımı ilk cisim Sputnik I fırlatıldı.
1960 Theodore Maiman ilk lazeri yaptı.
1962 Telefon konuşmalarının yanında canlı televizyon görüntülerini de ileten Telstar adlı uydusu fırlatıldı.
1977 Dünyanın tekrar kullanılabilen ilk uzay gemisi olan Uzay Mekiği, ABD tarafından fırlatıldı.
1982 Philips ve Sony şirketleri kompakt diski çıkardı.
1987 İlk sayısal ses bantları (DAT) üretildi.
1990 Yüksek netlikte televizyon (HDTV) yayını ilk kez yapıldı.

Yorum (2) Yorum yaz!

RÜYA TABIRLERI

Pazar, Mayıse 18, 2006 ·


A - B - C - Ç - D - E - F - G - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - P - R - S - Ş - T - U - Ü - V - Y - Z | mavifm.com|net



Rüya nedir - Rüya ve uyku


- Rüya kaç saniye sürer - Rüya ile Amel edilir mi? - Rüya kayıt edilebilir mi?


maviFM Rüya Tabirleri , Rüya Tabiri , Rüya Yorumu , Rüyalar Alemi , Rüya Yorumları sayfalarına hoşgeldiniz..

Rüya Tabirleri alfabetik sıraya göre listelenmiştir. Merak ettiğiniz kelimenin baş harfini tıklayarak aradığınızı bulabilirsiniz..

Ayrıca Rüya konusunda daha çok bilgi edinebilmeniz için size Rüya nedir? Rüya ve uyku, Rüya kaç saniye sürer? Rüya ile Amel edilir mi? Rüya kayıt edilebilir mi? gibi soruların cevabını yanıtladık..

Umarız ki aradığınızı bulursunuz..





Bol Rüyalı Geceler :)


Yorum (1) Yorum yaz!

THALES

Pazar, Mayıse 18, 2006 ·

Bilimsel düşüncenin göreli olarak en arınmış biçimiyle ilkin Miletli Thales’de ortaya çıktığını görüyoruz. Thales, dar anlamıyla felsefe tarihinin başında bulunan düşünürdür. Onun için Yunan felsefesi- dolayısıyla da bu felsefeye dayanan Batı kültür çevresinin felsefesi – Thales ile başlatılır. Nitekim Aristoteles de, Metafizik’indeki sözü geçen felsefe tarihi taslağında,ilk filozof olarak Thales’i ele alır.

Thales’in hayatı ve felsefesi üzerine bildiklerimiz hem az hem de pek güvenilir değil.Thebai’den İonia’ya gelmiş bir ailedenmiş. Ünlü Atinalı kanun koyucu Solon ile Lidya Kralı Kroisos’un çağdaşı.Aşağı- yukarı 625- 545 yılları arasında yaşamış olduğu sanılıyor.585 yılındaki güneş tutulmasını önceden hesaplayıp haber vermiş.Mısır’da bulunduğu söyleniyorsa da, pek belli değil.Yalnız Mısırlıların geometrisinden çok şey bildiği anlaşılıyor.Aristoteles’ten öğreniyoruz ki, Thales suyu,sıvı olanı, arkhe, yani her şeyin başı, kökü, ilkesi sayıyormuş.Onun felsefesinin özü bu imiş. Her şey sudan türer, yine suya döner.Düz bir tepsi gibi olan yer de su üstünde, sonsuz Okeanos’ta yüzer.

Thales’in öğretisi, kolayca görülebileceği gibi, mythos ile büsbütün ilgisiz değil.Örneğin burada Okeanos sözü geçiyor. Yunan mitolojisinde Okeanos (Okyanus)tanrılar ile insanların babasıdır.Sonra Thales suya “tanrısal” diyormuş. Bu damythos’un etkisini göstermektedir. Öğretisine mythos böylesine karıştığına göre, Thales’e neden “felsefenin babası” deniyor? Onu “felsefenin babası”yapan, doğu görüşünü deneylere ve bu deneyleri düşünce ile işlemeye dayatmak istemesi, buna girişmesidir.

Doğayı açıklamak için girişilen en eski denemelere – soyut olarak dile getirilmemiş olsa bile- belli bir düşünce kılavuzluk etmektedir; bu da: “ Hiç’ten hiçbir şey meydana gelmez” düşüncesidir (Aristoteles, bunu haklı olarak belirtiyor) Bundan dolayı kendisi meydana gelmemiş ve yok olmayacak olan bir varlığı her şeyin ilknedeni olarak kabul etmek gerekiyordu. Meydana gelmemiş ve yok olmayacak olan varlık da, kendi kendisiyle özdeş kalan, kalıcı olan bir ana maddedir,arkhe’dir. Thales’in göz önünde bulundurduğu da maddi bir varlık olan su’dur.Suya anamadde (arkhe) deniyor, her şey kendisinden oluştuğu için. Her şey sudan, bu anamaddeden çıktığı için de, ondan kurulmuştur.

Yorum (1) Yorum yaz!

EFLATUN VE ARİSTOTALES

Çarşamba, Mayıse 7, 2006 ·

Hayatı: Platon yaklaşık M.Ö. 427'de Atina'da doğdu, M.Ö. 347'de yine burada öldü. Anne tarafından bir meclis üyesi ve aristokrat olan Solon 'un akrabasıydı. Ai­le geleneğini takiben Platon başlangıçta siyasete atılmayı planlıyordu. Fakat işler yolunda gitmedi. Atina demokrasisi Sparta'ya karşı savaşı kaybetmiş ve "Otuz Tiranlar" idareyi ele geçirmişti. (Daha sonra yerlerine temsili bir hükümet getirildi-M.Ö. 399'da Sokrates'i idama mahkum eden bu hükümet, Platon'u Atina siyaseti ve suistimallerinden bıktırdı). Bunun yerine siyasetin yeniden inşasına ilgi duymaya başladı. Platon, siyasî gerilemenin bir parçası olarak gördüğü Sofistlerin relativizmini, Sokrates'in girişimini sürdürerek, teorik olarak çürütmeye çalıştı. Sağlıklı bir siyasal sistemin inşa edilebilmesi için gerekli ilkeleri kurmaya karar vererek ideal devleti açıkladı. Sonuçta Platon günlük siyasetten siyasetin ne olduğuna ve ne olması gerektiğine dair tefekküre geçiş yaptı.

Platon siyasî fikirlerini hayata geçirebilmeyi üç defa denedi. Bu girişimleri Sicilya'daki Syracuse tiranı I. Dionysius ve daha sonra oğlu II. Dionysius ile karşı­laşmasından sonra gerçekleştirdi. Bu girişimlerin her biri bir fiyaskoydu; bir keresinde Atina'ya, eve, tek parça halinde gelememesine ramak kalmıştı. Daha sonra Güney İtalya'ya seyahat etti. Burada, üzerinde etki bırakmış gibi görünen Pythagorasçılarla karşılaştı. Platon ve Pythagorasçıların paylaştığı en önemli ortak özelliklerden bazıları şunlardır:

1- Her şeyin özü olarak matematik görüşü
2- Düalist bir evren görüşü gerçek olan (idealar) ve gölgelerin görünen dünyası
3- Ruhun ölümsüzlüğü ve göçü
4- Teorik bilime olan ilgi
5- Dinî mistisizm ve çileci (ascetic) ahlak

M.Ö 388 civarında Platon, Atina'da bir okul kurdu, Akademi. Okula bu isim i zira yan Tanrı Academus'un adı yazılı bir mezarın üzerine kurulmuştu, Atina'daki Akademi sadece felsefe dersi değil; aynı zamanda geometri, coğrafya, zooloji ve botanik dersi de veriyordu. Ayrıca siyasal eğitim merkeziydi. Günlük jimnastik egzersizleri de vardı. Öğretim, sunuş ve tartışmalara dayanıyordu. Akademi Justinian tarafından kapatıldığında M.S. 529'a kadar 900 yıldan fazla ayaktaydı. Sokrates öncesi filozoflardan, günümüze sadece fragmanlar kalmış olması­na rağmen; Plüton'un elimizde yaklaşık 30 daha kısa ya da uzun diyalogları ve bazı mektupları bulunuyor. Ayrıca Platon hakkında özellikle Aristo'nun şerhi olmak üzere ikinci el kaynaklar vardır. Platon'un ne düşündüğünü bulmanın zorluğu elimizdeki kaynakların eksikliğinden değil diyalogların yazılma tarzından kaynaklanıyor Platon'un kendisi diyaloglarda nadiren görünür ve diyaloglar nihai tez ve bakış açıları sunmaz. Ayrıca, Platon'un görüşlerinin yazarlığı esnasında değişme olasılığı var. Platon'un çalışmalarını üç döneme ayırıyoruz:

1- Erken, "Sokratesvârî" diyaloglar
2- "Devlet" dahil olmak üzere, olgunluğundaki diyaloglar
3- "Yasalar" dahil olmak üzere, sonraki diyaloglar.

Platon, neyi söylemek zorunda olduğunu iletmenin güçlükleri üzerine şöyle bir yorum yapıyor: "Felsefe, bilginin diğer dalları gibi tek taraflı aktarımı kabul etmez; fakat, konunun kendisi hakkında çokça konuşmanın ve beraber yaşanan bir hayatın ardından, birdenbire kişinin ruhunda bir ışık yanar". "Kalbindekini, sıradan okuyucunun kolaylıkla kavrayabileceğine inanmaz. Felsefeye vakıf olma­ya giden yol uzun ve sancılıdır. Zaman alır ve çalışmayı gerektirir. Hakikati ara­yan diğerleriyle arkadaşlık ve tartışmayı gerektirir. Fakat eğitimsel anlamda bilgi edindiğimize göre o zaman dahi otomatik olarak hakikate ulaşmış olmayacağız. Hakikatin ne zaman geleceği belli değildir; tıpkı ruhtaki birdenbire aydınlanan ışık gibi gelir". Platon 'un sözlerini ciddiye alacak olursak, problemlere yaklaşma biçimimizi etkileyecektir, vukufiyet ve bilgeliğe dair ilerleme umudumuzu etkileyecektir. Sonuç olarak, takip eden sayfalardaki pedagojik basitleştirmeler, fazlasıyla (sanki Platon'un değilmiş gibi) duruyor! Fakat böylesi basitleştirmeler, kişi­nin bilgelik yolunda ilk adımını atmasına yeterli olacak belli miktarda yardımı sağlamalıdır. Platon'a göre bu yol, sabır ve sıkı çalışma gerektirir ve asla bitmez; hayatımızın ta kendisidir. Bulduğumuz hakikat, bizimle beraber yürümeyenlerle Paylaşılamaz. Kişi yolu yürümedikçe, hakikat erişilemezdir.

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::